Tazminat davası nedir ve hangi türleri vardır?
Tazminat davası, hukuka aykırı bir eylem, işlem veya sözleşme ihlali sonucu zarara uğrayan kişinin bu zararını gidertmek için açtığı davadır. Türk hukukunda iki temel türü vardır: maddi tazminat, malvarlığında ölçülebilir azalmayı (tedavi gideri, gelir kaybı, araç hasarı) karşılar; manevi tazminat ise acı, elem, üzüntü ve kişilik değerlerindeki zedelenmeyi giderir. İki tür aynı davada birlikte veya ayrı ayrı talep edilebilir.
Tazminat hukuku, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) üzerine kuruludur. Temel amaç, zarar görenin, zarar hiç meydana gelmeseydi bulunacağı duruma mümkün olduğunca kavuşturulmasıdır. Serka Hukuk Bürosu olarak trafik kazası, iş kazası, tıbbi malpraktis ve sözleşmesel tazminat dosyalarında Türkiye genelinde ve sınır ötesi müvekkillere danışmanlık ve dava takibi yürütüyoruz; uygulamada karşılaştığımız tipik hatalar ve mahkeme pratiği bu sayfaya işlenmiştir.
Hangi durumlarda maddi tazminat davası açılabilir?
Maddi tazminat davası, malvarlığında somut ve ispatlanabilir bir azalma ya da yoksun kalınan kazanç bulunduğunda açılabilir. Belirleyici kriter, kaybın para ile ölçülebilir olmasıdır: tedavi gideri, araç onarımı, iş göremezlik nedeniyle kaybedilen gelir veya ticari fırsat kaybı gibi. Her maddi zarar için ayrıca manevi tazminat gerekmez; ikisi farklı koşullara tabidir.
Maddi tazminat, TBK m.49-76 arasında düzenlenen haksız fiil hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. TBK m.50 uyarınca zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü kural olarak zarar görene aittir. Maddi tazminat iki alt kalemden oluşur:
- Fiili zarar: Malvarlığında halihazırda meydana gelen azalma. Tedavi giderleri, taşıt onarım masrafları, hasar gören eşya bedeli gibi gerçekleşmiş kayıplar.
- Yoksun kalınan kâr: Zarar verici olay olmasaydı elde edilecek kazancın kaybı. İş göremezlik nedeniyle kaybedilen gelir veya ticari fırsat kaybı.
TBK m.51 uyarınca hâkim, tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözeterek belirler. TBK m.52 ise tazminatta indirim hâllerini düzenler: zarar görenin zarara razı olması, zararın doğmasına veya artmasına kendi kusuruyla katkıda bulunması (müterafik kusur) tazminattan indirim sebebidir.
Hangi durumlarda manevi tazminat davası açılabilir?
Manevi tazminat davası, hukuka aykırı bir eylem sonucu kişinin acı, elem, üzüntü yaşaması, bedensel bütünlüğünün veya kişilik haklarının zedelenmesi hâlinde açılabilir. Vücut bütünlüğüne yönelik saldırı, ağır yaralanma, ölüm, kişilik hakkına tecavüz, özel hayatın ihlali ve nişanın bozulması bu davanın tipik konularıdır. Manevi tazminat tek başına talep edilebileceği gibi maddi tazminatla birlikte de istenebilir.
Manevi tazminatı TBK m.56 düzenler: hâkim, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini gözeterek zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir; ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına da manevi tazminat hükmedilebilir. Miktar belirlenmesinde hâkimin geniş takdir yetkisi vardır; bu nedenle önceden net bir rakam verilemez. Yargıtay içtihatlarına göre olayın ağırlığı, tarafların kusur oranları, sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihi ve paranın alım gücü tartılarak makul bir miktar belirlenir.
Maddi ve manevi tazminat davasını kimler, hangi nedenlerle açabilir?
Tazminat davasını öncelikle zarara doğrudan uğrayan kişi açabilir. Ölüm hâlinde ise ölenin desteğinden yoksun kalan yakınları (eş, çocuklar, anne-baba) destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep edebilir. Yabancı uyruklu zarar görenler de bu haklardan tam olarak yararlanır; Türk hukuku tazminat talebinde vatandaşlık ayrımı yapmaz.
Uygulamada en sık karşılaşılan tazminat sebepleri şunlardır:
- İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu oluşan iş kazaları ve meslek hastalıkları,
- Trafik kazaları (yaralanma, maluliyet veya ölüm),
- Suç mağdurunun suç nedeniyle uğradığı maddi veya manevi zarar,
- Kişilik haklarına saldırı (hakaret, özel hayatın ihlali, itibar zedelenmesi),
- Tıbbi malpraktis, yani hekimin veya sağlık kuruluşunun hatalı uygulaması,
- Soybağının reddi sonucu doğan maddi ve manevi kayıplar,
- Boşanma davalarında eşin uğradığı maddi veya manevi zarar (TMK m.174),
- Sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi,
- Genel olarak her türlü haksız fiil.
Tazminat davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?
Zamanaşımı süresi, davanın türüne göre değişir. Haksız fiilden doğan tazminatta TBK m.72 uyarınca süre, zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, bu daha uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanır. Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminatta ise genel kural olarak TBK m.146 uyarınca süre 10 yıldır.
Özel hâllere dikkat etmek gerekir: boşanmadan kaynaklanan tazminat taleplerinde süre, boşanma davasıyla birlikte veya boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde ileri sürülmelidir. Trafik kazalarında ceza zamanaşımının daha uzun olması nedeniyle dava hakkı çoğu zaman 10 yılın ötesine uzar. Süre kaçırıldığında dava hakkı düşeceği için, zamanaşımının hangi olaya ve hangi tarihe bağlandığı her dosyada ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
| Tazminat Türü | Kanun Maddesi | Zamanaşımı | Sorumluluk Türü |
|---|---|---|---|
| Maddi Tazminat (Haksız Fiil) | TBK m.49-51 | 2 yıl / 10 yıl (TBK m.72) | Kusur sorumluluğu |
| Manevi Tazminat | TBK m.56 | 2 yıl / 10 yıl (TBK m.72) | Kusur ve hâkim takdiri |
| Sözleşmeye Aykırılık Tazminatı | TBK m.112 | 10 yıl (TBK m.146) | Kusur karinesi (ispat yükü borçluda) |
| Destekten Yoksun Kalma Tazminatı | TBK m.53/3 | 2 yıl / 10 yıl | Kusur veya tehlike sorumluluğu |
| Trafik Kazası Tazminatı | 2918 sayılı KTK m.85-90 | 2 yıl / 10 yıl (ceza zamanaşımı uzarsa uzar) | Tehlike sorumluluğu (işleten) |
| İş Kazası Tazminatı | TBK m.417, 6331 sayılı Kanun | 10 yıl (ceza zamanaşımı uzarsa uzar) | Kusursuz sorumluluk (işveren) |
| Tıbbi Malpraktis Tazminatı | TBK m.49, m.502-514 | 5 yıl (vekâlet) / 10 yıl (haksız fiil) | Vekâlet sözleşmesi ve haksız fiil |
| SGK Rücu Tazminatı | 5510 sayılı Kanun m.21, m.23 | 10 yıl (ödeme tarihinden itibaren) | Kanuni halefiyet |
Haksız fiilden doğan tazminatın şartları nelerdir?
Haksız fiilden tazminat talep edilebilmesi için dört unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir. TBK m.49 bu sorumluluğu, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olması şeklinde tanımlar. Bu unsurlardan biri eksikse tazminat sorumluluğu kural olarak doğmaz.
- Hukuka aykırı fiil: Bir hukuk kuralının ihlal edilmesi.
- Kusur: Kast veya ihmal. TBK ayrıca kusursuz sorumluluk (tehlike, özen, hakkaniyet) hâllerini saklı tutar.
- Zarar: Maddi veya manevi bir zararın meydana gelmiş olması.
- İlliyet bağı: Fiil ile zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması.
Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminatta ispat yükü tersine döner. TBK m.112 uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı gidermekle yükümlüdür. Bu kusur karinesi, sözleşmesel ilişkide zarar gören alacaklıyı haksız fiile göre belirgin biçimde avantajlı kılar; uygulamada hangi hukuki temele dayanılacağı tazminatın kapsamını ve zamanaşımını doğrudan etkiler.
Trafik kazası tazminat davası nasıl açılır?
Trafik kazası tazminatında zarar gören, kural olarak karşı tarafın kusurunu ispat etmek zorunda değildir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK), motorlu araç işletenin sorumluluğunu tehlike sorumluluğu (kusursuz sorumluluk) olarak düzenler. Dava açmadan önce ise zorunlu bir ön aşama vardır: ilgili sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması.
KTK m.85 uyarınca bir motorlu aracın işletilmesi sonucu ölüm, yaralanma veya maddi zarar doğarsa, aracın işleteni doğan zarardan sorumludur. İşleten, kazanın kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru olmaksızın meydana geldiğini ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulamaz. KTK m.97 uyarınca tazminat davası açılmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru zorunludur; sigortacı başvuru tarihinden itibaren 15 gün içinde cevap vermek durumundadır. Başvuru reddedilir veya teklif edilen tutar yetersiz kalırsa dava yolu açılır; ticari nitelikteki sigorta uyuşmazlıklarında ayrıca 6325 sayılı Kanun kapsamında dava şartı arabuluculuk uygulanır.
Destekten yoksun kalma tazminatı
Trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin yakınları (eş, çocuklar, anne-baba), TBK m.53/3 uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Bu tazminat, ölen kişinin yaşasaydı bakmakla yükümlü olduğu kişilere sağlayacağı maddi desteğin karşılığıdır. Hesaplamada ölenin geliri, yaşı, bakiye ömrü, hak sahiplerinin yaşları ve pay oranları dikkate alınır.
Sürekli ve geçici iş göremezlik
Geçici iş göremezlik, kaza sonrası tedavi ve iyileşme süresinde çalışamayan kişinin uğradığı gelir kaybıdır. SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği ödenir; ödenmeyen veya eksik kalan fark zarar sorumlusundan talep edilir. Sürekli iş göremezlik (maluliyet) ise çalışma gücünde kalıcı azalma meydana geldiğinde söz konusu olur ve maluliyet oranına göre hesaplanır. Maluliyet oranının tespitinde üniversite hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri veya Adli Tıp Kurumu raporu esas alınır.
| Tazminat Kalemi | Açıklama | Hesaplama Yöntemi | Yasal Dayanak |
|---|---|---|---|
| Geçici İş Göremezlik | Tedavi süresince kaybedilen gelir | Günlük gelir, rapor süresi (gün) ile çarpılır | TBK m.54 |
| Sürekli İş Göremezlik (Maluliyet) | Kalıcı çalışma gücü kaybı | Gelir, maluliyet oranı ve bakiye ömür (aktüerya) ile hesaplanır | TBK m.54, KTK m.90 |
| Destekten Yoksun Kalma | Ölüm hâlinde yakınların uğradığı gelir kaybı | Ölenin geliri, pay oranı ve bakiye ömür (TRH-2010) ile hesaplanır | TBK m.53/3 |
| Tedavi ve Sağlık Giderleri | Hastane, ilaç, ameliyat, rehabilitasyon masrafları | Fiili gider (belgeye dayalı) | TBK m.54/1 |
| Bakıcı Gideri | Ağır yaralanmada sürekli bakım ihtiyacı | Bakıcı ücreti, bakım süresi ile çarpılır | TBK m.54/2, Yargıtay içtihatları |
| Araç Değer Kaybı | Kazalı aracın piyasa değerindeki düşüş | Ekspertiz raporu ile belirlenir | TBK m.49-50 |
| Cenaze ve Defin Giderleri | Ölüm hâlinde cenaze masrafları | Fiili gider (belgeye dayalı) | TBK m.53/1 |
| Manevi Tazminat | Acı, elem ve üzüntünün karşılığı | Hâkimin takdiri (olayın ağırlığı, kusur oranı) | TBK m.56 |
İş kazası ve meslek hastalığında tazminat nasıl belirlenir?
İş kazası tazminatında işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır; işveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini tam olarak aldığını ispatlayamadığında doğan zarardan sorumlu tutulur. Bu davalar 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 6098 sayılı TBK hükümleri çerçevesinde yürütülür. İş kazası kavramı 5510 sayılı Kanun m.13’te, meslek hastalığı ise m.14’te tanımlanmıştır.
TBK m.417/2 işverenin işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlü olduğunu düzenler. 6331 sayılı Kanun m.4 ise bu yükümlülüğü somutlaştırır: risk değerlendirmesi yapmak, çalışanları bilgilendirmek ve eğitmek, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmek, kişisel koruyucu donanım sağlamak. Uygulamada dosyaların kaderini çoğu zaman bu yükümlülüklerin yazılı kayıtla ispatı belirler; eğitim tutanağı, risk analizi ve donanım teslim belgesi eksikse işverenin savunması zayıflar.
SGK rücu davaları
5510 sayılı Kanun m.21 uyarınca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu SGK tarafından sigortalıya ya da hak sahiplerine yapılan ödemeler, işverenin kusuru oranında SGK tarafından işverene rücu edilir. SGK; ödediği geçici ve sürekli iş göremezlik geliri, sağlık giderleri ve cenaze ödeneği gibi tutarları kusurlu işverenden geri talep eder. Rücu davasında zamanaşımı, SGK’nın son ödeme yaptığı tarihten itibaren 10 yıldır ve rücu miktarı peşin sermaye değeri hesabıyla belirlenir.
İş kazasında zorunlu arabuluculuk
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca, işçi ile işveren arasındaki tazminat uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu dava şartıdır. Arabuluculuk süreci genellikle üç hafta içinde sonuçlandırılır ve zorunlu hâllerde bir hafta uzatılabilir. Anlaşma sağlanamazsa son tutanak düzenlenerek İş Mahkemesi’nde dava açılır.
Tıbbi malpraktis (hekim hatası) tazminatı hangi koşullarda istenir?
Tıbbi malpraktis tazminatı, hekimin veya sağlık kuruluşunun tıp biliminin gereklerine ve standartlarına aykırı davranarak hastaya zarar vermesi hâlinde istenir. Türk hukukunda bu tazminat hem sözleşmesel sorumluluk (vekâlet sözleşmesi, TBK m.502-514) hem de haksız fiil sorumluluğu (TBK m.49) kapsamında değerlendirilir; davacı bu iki temele dayanarak en lehe sonuç doğuran yolu seçebilir.
Türk hukukunda hekim-hasta ilişkisi kural olarak vekâlet sözleşmesi olarak nitelendirilir. Hekim, sonuç taahhüt etmez; tıp biliminin gereklerine uygun teşhis ve tedavi uygulamakla yükümlüdür. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre hekimin özen yükümlülüğü hafif ihmal düzeyinde dahi sorumluluk doğurur. Estetik ameliyatlar gibi sonuç taahhüdü içeren işler ise eser sözleşmesi (TBK m.470) kapsamında değerlendirilir ve hekimin sorumluluğu ağırlaşır.
Hastane sorumluluğu
Özel hastaneler, bünyesinde çalışan hekimlerin hatalarından TBK m.116 (yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk) kapsamında sorumludur. Kamu hastanelerinde ise sorumluluk, idarenin hizmet kusuru çerçevesinde idari yargıda (İdare Mahkemesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu) değerlendirilir. Hangi yargı koluna gidileceğinin baştan doğru belirlenmesi, görev itirazıyla dosyanın yıllarca uzamasını önler.
Bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu
Malpraktis davalarında en kritik delil bilirkişi raporudur. Mahkeme genellikle şu kaynaklara başvurur:
- Adli Tıp Kurumu (ATK) raporları: 2659 sayılı Kanun uyarınca tıbbi hatayı değerlendiren yetkili kurumdur; ATK İhtisas Kurulları malpraktis dosyalarında görüş bildirir.
- Üniversite tıp fakültesi raporları: Akademik bilirkişi heyetince hazırlanır.
- Sağlık Bakanlığı bünyesindeki üst kurullar: Tıbbi uyuşmazlıklarda görüş veren ihtisas kurullarıdır.
Aydınlatılmış onam eksikliği
Hasta Hakları Yönetmeliği ve 1219 sayılı Kanun kapsamında, her tıbbi müdahale öncesinde hastanın aydınlatılmış onamı alınmalıdır. Onam; hastalığın teşhisi ve olası seyrini, önerilen tedavi yöntemini ve alternatiflerini, tedavinin risk ve olası komplikasyonlarını, tedavi uygulanmazsa doğabilecek sonuçları ve iyileşme sürecini kapsamalıdır. Aydınlatılmış onamın eksik veya yetersiz olması, müdahale teknik olarak doğru yapılmış olsa dahi tazminat sorumluluğu doğurabilir; Yargıtay birçok kararında onam eksikliğini tek başına tazminat sebebi olarak kabul etmiştir.
Yabancı uyruklu müvekkiller Türkiye’de tazminat davası açabilir mi?
Evet. Türkiye’de yaşayan, çalışan veya süreçle hukuki bağı bulunan yabancı uyruklu kişiler de tüm tazminat haklarından yararlanır; Türk hukuku tazminat talebinde vatandaşlık ayrımı yapmaz. Sınır ötesi dosyalarda dikkat edilmesi gereken noktalar tebligat, vekâlet, para birimi ve yabancı kararların tenfizidir. Bu süreçleri çok dilli olarak yürüten bir büroyla çalışmak, yurt dışından takip edilen dosyalarda süre ve usul kayıplarını önler.
Döviz bazlı tazminat talepleri
TBK m.99 uyarınca ülke parasıyla ödenmesi gereken borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk lirasıyla ödenebilir; yabancı para borçlarında m.99/2-3 hükümleri uygulanır. Yargıtay, zararın yabancı para cinsinden gerçekleştiği durumlarda döviz bazlı hüküm kurulabileceğini kabul eder. Talebin hangi para biriminden ileri sürüleceği, özellikle yurt dışında ikamet eden zarar görenler için tazminatın gerçek değerini doğrudan etkiler.
Tebligat, vekâlet ve yabancı kararların tenfizi
Yurt dışındaki kişilere tebligat, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca diplomatik kanallar veya 1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmeler aracılığıyla yapılır; bu süreç davayı aylarca uzatabilir. Bu nedenle yabancı müvekkillerin Türkiye’de yetkilendirilmiş bir avukata noter onaylı vekâletname vermesi önerilir; yurt dışında düzenlenen vekâletnamelerin apostil şerhi ile onaylanması veya Türk konsolosluğunda düzenlenmesi gerekir. Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi için ise 5718 sayılı MÖHUK m.50-59 uyarınca tenfiz kararı alınması zorunludur. Tenfizin temel şartları; mütekabiliyet (karşılıklılık), kararın kesinleşmiş olması, Türk kamu düzenine aykırı olmaması, savunma hakkının tanınmış olması ve kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetki alanına girmemesidir.
Tazminat miktarı nasıl hesaplanır?
Tazminat miktarı, aktüerya bilimine dayalı bilirkişi raporuyla belirlenir; basit bir çarpım değil, yaş, gelir, maluliyet oranı, bakiye ömür ve kusur dağılımını birleştiren teknik bir hesaptır. Türk yargı uygulamasında bakiye ömür için TRH-2010 yaşam tablosu, ileriye dönük gelir kayıpları için ise iskontolu (peşin değer) hesaplama esas alınır. Hesabın doğruluğu, dosyaya sunulan gelir ve maluliyet delillerinin gücüne bağlıdır.
Yaşam tablosu ve aktüerya hesabı
Tazminat hesaplamalarında kişinin muhtemel yaşam süresi (bakiye ömür) kritik bir parametredir. Geçmişte PMF 1931 tablosu kullanılırken, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla artık Türkiye’ye özel TÜİK verilerine dayanan TRH-2010 yaşam tablosunun kullanılması esas alınmıştır. TRH-2010’a geçişle bakiye ömür süreleri uzamış, dolayısıyla hesaplanan tazminat tutarları yükselmiştir. Aktüerya hesabında dikkate alınan temel parametreler şunlardır:
- Zarar görenin yaşı ve cinsiyeti: Bakiye ömür hesabı için (TRH-2010).
- Aylık veya yıllık gelir: Gerçek gelir esas alınır; ispat yükü davacıdadır ve asgari ücretin altında hesap yapılmaz.
- Maluliyet (iş göremezlik) oranı: Sağlık kurulu raporuyla belirlenir.
- Aktif ve pasif dönem ayrımı: Çalışma çağına kadarki aktif dönem gerçek ücret, sonraki pasif dönem asgari ücret üzerinden hesaplanır.
- Teknik iskonto (peşin değer) oranı: İleriye dönük gelir kaybı, Yargıtay uygulamasındaki teknik iskonto oranıyla bugünkü değere indirgenir.
- Kusur oranı: Hesaplanan toplam tazminattan zarar görenin kendi kusur payı düşülür.
Kusur oranının belirlenmesi
Kusur oranı, mahkemece atanan bilirkişi heyetince belirlenir. İş kazalarında iş güvenliği uzmanı, trafik kazalarında trafik bilirkişisi, tıbbi malpraktiste ilgili branştan hekimler görev yapar. Kusur dağılımı genellikle yüzdelik oranlarla ifade edilir: tam kusur, ağır kusur, asli kusur, eşit kusur ve müterafik kusur. Müterafik kusurda zarar gören kendi kusuruyla zarara katkıda bulunmuş sayılır ve TBK m.52 uyarınca tazminattan indirim yapılır. Uygulamada davayı çoğu zaman, kusur raporuna karşı zamanında ve teknik gerekçeli itiraz yapılıp yapılmadığı belirler.
Not: Tazminat tutarları her dosyada gelir, maluliyet oranı ve kusur dağılımına göre değişir; somut miktar yalnızca aktüerya bilirkişi raporuyla belirlenebilir. Bu sayfadaki açıklamalar sonuç garantisi içermez.
Tazminat davası süreci nasıl ilerler ve ne kadar sürer?
Tazminat davası dilekçeler aşamasıyla başlar, tahkikat (delil toplama ve bilirkişi) aşamasıyla devam eder ve sözlü yargılamayla karara bağlanır. İlk derece mahkemesi süreci dosyanın niteliğine, bilirkişi raporu sayısına ve duruşma trafiğine göre çoğunlukla bir ila üç yıl sürer; istinaf ve temyiz aşamaları bu süreye eklenebilir. Belirsiz alacak davası gibi usul araçları doğru kullanıldığında hem harç yükü azalır hem de tüm alacak için zamanaşımı kesilir.
Dilekçeler aşamasında taraflar dava dilekçesi, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerini sunar. Tahkikat aşamasında deliller toplanır, tanıklar dinlenir, kazanın oluş şekli incelenir ve aktüerya ile kusur bilirkişi raporları alınır. Sözlü yargılama aşamasında ise karar verilir. Görevli ve yetkili mahkemenin doğru seçilmesi sürecin temelidir:
- Genel görevli mahkeme: Asliye Hukuk Mahkemesi (HMK m.2).
- İş kazası tazminatı: İş Mahkemesi (7036 sayılı Kanun).
- Tüketici işlemleri: Tüketici Mahkemesi (6502 sayılı Kanun).
- Kamu hastanesi malpraktisi: İdare Mahkemesi (2577 sayılı Kanun).
- Yetkili mahkeme: Davalının yerleşim yeri veya haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi (HMK m.6, m.16).
Belirsiz alacak davası (HMK m.107)
Tazminat davalarında davacının zararın tam miktarını dava açarken bilmesi çoğu zaman mümkün değildir. HMK m.107 ile getirilen belirsiz alacak davası, davacının düşük bir değer üzerinden dava açmasına ve bilirkişi raporu alındıktan sonra talebini artırmasına olanak tanır. Bu usul; düşük harçla dava açma, fazlaya ilişkin hakları saklı tutma ihtiyacını ortadan kaldırma, tüm alacak için zamanaşımını kesme ve talep artırımında faiz başlangıcını dava tarihine bağlama avantajı sağlar.
Neden Serka Hukuk Bürosu ile çalışmalısınız?
Serka Hukuk Bürosu, tazminat hukuku alanında trafik kazası, iş kazası, tıbbi malpraktis ve sözleşmesel tazminat dosyalarını yürüten bir ekiple Türkiye genelinde ve uluslararası müvekkillere hizmet verir. Tazminat davalarında sonucu çoğu zaman teknik ayrıntılar belirler: aktüerya hesabına ve kusur raporuna zamanında, gerekçeli itiraz; gerçek gelirin doğru delillerle ispatı; doğru yargı kolu ve yetkili mahkemenin baştan seçilmesi. Çalışmamızı bu somut müdahale noktaları üzerine kuruyoruz.
İstanbul’daki ofisimizden hizmet veriyor, ancak dosyalarımızı şehir veya bölge sınırına bağlamıyoruz. Yurt dışında ikamet eden müvekkiller için vekâletname, apostil, tebligat ve döviz bazlı talep süreçlerini çok dilli olarak yönetiyor; ilk görüşmede dosyanızın hukuki temelini, izlenecek yolu ve maliyet çerçevesini açıkça paylaşıyoruz.
- Aktüerya bilirkişi raporlarının teknik denetimi ve gerektiğinde itiraz dilekçesiyle yeniden inceleme talebi.
- Adli Tıp Kurumu ve maluliyet raporu süreçlerinin yakın takibi.
- Müvekkilin gerçek gelir düzeyinin tespiti için kapsamlı delil toplama çalışması.
- Trafik, iş kazası ve malpraktiste güncel Yargıtay içtihatlarının dosyaya işlenmesi.
- Süreç boyunca düzenli, yazılı bilgilendirme.
Dosyanızı kim yürütüyor sorusu önemlidir: tazminat davalarınızı, ekibimizin sorumlu avukatı Av. Serkan Kara ve uzman kadromuz birlikte takip eder. Tazminat davalarınız sonuçlanırken, aynı olayın ceza boyutu varsa süreci ceza davaları danışmanlığı kapsamında bütünlüklü yürütüyoruz.
Ücretlendirme ve ilk görüşme
Tazminat davalarında ücretlendirmeyi baştan yazılı ve şeffaf biçimde belirliyoruz; her şey dahil bir çerçevede, hangi hizmetin kapsama girdiğini ilk görüşmede netleştiriyoruz. İlk değerlendirme görüşmesinde davanın hukuki temelini, olası süreç haritasını ve hangi delillerin toplanması gerektiğini paylaşıyoruz. Görüşme yüz yüze, telefon veya online olarak yapılabilir.
Tazminat dosyanız için ilk değerlendirme görüşmesi başlatmak üzere Serka Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.
Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık veya sonuç garantisi niteliği taşımaz. Her tazminat davası kendine özgü koşullar içerdiğinden, somut bir hukuki sorun hakkında mutlaka uzman bir avukata danışılması önerilir. Referans verilen kanun maddeleri 6098 sayılı TBK, 2918 sayılı KTK, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 5510 sayılı SGK Kanunu, 6100 sayılı HMK, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve 5718 sayılı MÖHUK’un yürürlükteki metinlerine dayanmaktadır. Son güncelleme: 14 Haziran 2026.






