Özet: Yurtiçi ve Yurtdışı Ticari Davalar Danışmanlığı
Ticari dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülen uyuşmazlık türüdür. TTK madde 4 ticari davaları mutlak ve nispi olarak ikiye ayırır; bir miktar paranın ödenmesine ilişkin ticari alacak ve tazminat taleplerinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak TTK madde 5/A uyarınca dava şartıdır. Sınır ötesi uyuşmazlıklarda 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu, ISTAC ve ICC tahkim kuralları ile 1958 New York Sözleşmesi çerçevesinde tahkim ve tenfiz mekanizması işler; yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu (MÖHUK) madde 50-59 kapsamında yürütülür. Şirketler hukuku uyuşmazlıkları genel kurul kararının iptali (TTK madde 445-446), yönetim kurulu sorumluluğu (TTK madde 553), haksız rekabet (TTK madde 54-63) ve sınai mülkiyet ihlali (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu) başlıklarında toplanır. Serka Hukuk Bürosu, yurtiçi ticari davalar, uluslararası tahkim ve sınır ötesi alacak takibi süreçlerini tek elden yöneten, yabancı müvekkillerin Türkiye’deki ticari menfaatlerini koruyan bir uygulama ekibiyle çalışır.
Son güncelleme: 14 Haziran 2026 · Hazırlayan: Av. Serkan Kara
Ticari Dava Nedir ve Hangi Uyuşmazlıkları Kapsar?
Ticari dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 4’te tanımlanan, TTK’da düzenlenen hususlardan doğan veya tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın kanunda sayılan uyuşmazlıkların görüldüğü dava türüdür. Uygulamada en sık karşılaşılan konular sözleşme ihlali, ticari alacak, ortaklar arası uyuşmazlık, haksız rekabet, marka ve patent tecavüzü, uluslararası tahkim ile iflas ve konkordato süreçleridir. Bu davalar TTK madde 5 uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi ticari dava sıfatıyla davaya bakar.
Serka Hukuk Bürosu olarak Türkiye genelinde ve sınır ötesi ticari uyuşmazlıklarda dosya yönetiyoruz. Uygulamamızda iki katman birlikte yürür: Türkiye’deki Asliye Ticaret Mahkemeleri ile tahkim heyetleri önündeki dosyalar ve yabancı müvekkillerin Türkiye’deki ticari ilişkilerinden doğan sınır ötesi uyuşmazlıklar. Bu rehber, mevzuat maddeleri, süreler ve görevli merciler temelinde yurtiçi ve yurtdışı ticari dava sürecinin tüm boyutlarını ele alır.
Mutlak Ticari Davalar Nedir?
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın TTK ve bazı özel kanunlarda doğrudan ticari sayılan davalardır. Uyuşmazlığın konusu kanunda belirtilen alanlardan birine giriyorsa, tarafların sıfatı aranmaz ve dava Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girer. Acente uyuşmazlıkları, anonim ve limited şirket işlemleri ve şirketler hukuku uyuşmazlıkları, çek, bono ve poliçe davaları bu grubun tipik örnekleridir.
Nispi Ticari Davalar Hangi Şartlarda Doğar?
Nispi ticari davalar, TTK madde 4/1 uyarınca iki koşulun birlikte gerçekleşmesini gerektirir: tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi. Bu koşullardan biri eksikse dava adi hukuk davası niteliği taşır ve Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Dosya açılışında en sık görülen hata, taraf sıfatının ve işletme bağlantısının yeterince belgelenmemesi nedeniyle görev itirazıyla karşılaşılmasıdır; dava dilekçesinde bu iki unsuru ticaret sicili kayıtları ve fatura/cari hesap belgeleriyle baştan ortaya koymak süreci kısaltır.
Yurtiçi ve Yurtdışı Ticari Davalar Danışmanlığı
Ticari hayat, doğası gereği uyuşmazlık riskini bünyesinde taşır. Şirketler arası sözleşme ihlalleri, ortaklar arasındaki görüş ayrılıkları, haksız rekabet eylemleri, marka ve patent ihlalleri, sınır ötesi ticari ilişkilerde yaşanan sorunlar ve iflas/konkordato süreçleri, ticari davaların en sık karşılaşılan konularıdır. Türk hukuk sisteminde ticari davalar özel bir yargılama rejimine tabidir ve etkin yönetimi ileri düzey hukuki uzmanlık gerektirir. Yabancı sermayeli şirketler ve sınır ötesi ticaret yapan taraflar için ise uygulanacak hukuk, görevli/yetkili merci ve tenfiz boyutu davanın daha en başında stratejik kararları zorunlu kılar.
Bölüm 1: Ticari Dava Türleri ve Asliye Ticaret Mahkemesi Yargılaması
Ticari davalar TTK madde 4’te mutlak ve nispi olarak ikiye ayrılır ve TTK madde 5 uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür. Yargılama 6100 sayılı HMK’ya tabidir; ticari davalarda yazılı yargılama usulü uygulanır ve süreç dilekçeler, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve karar aşamalarından oluşur. Bu bölümde dava türleri, dayanak maddeleri ve uygulamada davanın seyrini belirleyen delil kuralları ele alınmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinde Yargılama Nasıl İşler?
Asliye Ticaret Mahkemeleri, HMK hükümlerine göre yazılı yargılama usulü uygular (HMK madde 118 ve devamı). Yargılama; dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama ile karar aşamalarından oluşur. Ticari davalarda taraflar delil sözleşmesi yapabilir ve ticari defterler delil olarak kullanılabilir (TTK madde 222). Uygulamada davanın seyrini en çok belirleyen unsur, ticari hesap ve muhasebe konularında düzenlenen bilirkişi raporlarıdır; dosyaya sunulan ticari defter ve cari hesap kayıtlarının baştan eksiksiz ve tutarlı olması, bilirkişi aşamasında lehte sonuç almanın belirleyici şartıdır.
Ticari Davalarda Arabuluculuk Zorunlu mu?
Evet. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu kural, 7155 sayılı Kanun ile TTK’ya eklenen madde 5/A ile getirilmiştir. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa son tutanak dava dilekçesine eklenerek mahkemeye başvurulur; arabulucuya başvurulmadan doğrudan açılan dava mahkemece usulden reddedilir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu sürecin genel çerçevesini çizerken, ticari davalarda zorunlu arabuluculuk TTK madde 5/A’nın özel hükmüyle düzenlenir.
Uygulamada en kritik nokta, arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmesi ve taleplerin tutanaktaki uyuşmazlık konusuyla örtüşmesidir. Tutanakta yer almayan bir talebin sonradan davaya eklenmesi, o talep yönünden dava şartı yokluğu sorunu doğurur. Bu nedenle arabuluculuk aşamasında taleplerin kapsamı dava stratejisine göre baştan belirlenir.
| Mutlak Ticari Dava Türü | Dayanak Kanun / Madde | Açıklama |
|---|---|---|
| Haksız Rekabet Davaları | TTK madde 54-63 | Dürüstlük kuralına aykırı ticari uygulamalar, aldatıcı reklam, ticari sırların ele geçirilmesi |
| Ticaret Unvanına Tecavüz | TTK madde 39-52 | Tescil edilmiş ticaret unvanının izinsiz kullanılması, karıştırılma tehlikesi |
| Şirket Kuruluşu ve Fesih Davaları | TTK madde 329+, 573+, 636+ | Anonim ve limited şirket kuruluş uyuşmazlıkları, haklı sebeple fesih talepleri |
| Genel Kurul Kararlarının İptali | TTK madde 445-451 | Kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararlarının iptali |
| Yönetim Kurulu Sorumluluk Davaları | TTK madde 553-557 | Yönetim kurulu üyelerinin şirkete, ortaklara ve alacaklılara karşı sorumluluğu |
| Kıymetli Evrak Davaları | TTK madde 645+ | Poliçe, bono, çek uyuşmazlıkları; çek iptali, müracaat hakkı |
| Taşıma Hukuku Davaları | TTK madde 850-930 | Eşya ve yolcu taşıma sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar |
| Sigorta Hukuku Davaları | TTK madde 1401-1520 | Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar |
| Deniz Ticareti Hukuku Davaları | TTK madde 931-1400 | Gemi ipotek davaları, çatma, müşterek avarya, deniz kazaları |
| İflas ve Konkordato Davaları | İİK madde 154+, madde 285+ | İflasın açılması, konkordato mühleti, tasfiye davaları |
| Kooperatif Davaları | 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu | Kooperatif ortaklık ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar |
Bölüm 2: Şirketler Hukuku Davaları – Anonim ve Limited Şirket Uyuşmazlıkları
Şirketler hukuku davaları, anonim şirketlerde genel kurul kararının iptali ve yönetim kurulu sorumluluğu, limited şirketlerde ise ortaklıktan çıkma/çıkarılma ve haklı sebeple fesih başlıklarında yoğunlaşır. Bu uyuşmazlıklar TTK’nın “Ticaret Şirketleri” başlıklı İkinci Kitabında (madde 124-644) düzenlenir; şirket kuruluşundan tasfiyeye, ortakların hak ve yükümlülüklerinden yönetim organlarının sorumluluğuna kadar geniş bir alanı kapsar. Pay sahibi sayısı ve sermaye yapısı arttıkça uyuşmazlıkların hem teknik hem de süre yönünden riski yükselir.
Anonim Şirket Davaları (TTK madde 329 ve devamı)
Anonim şirketler TTK madde 329-563 arasında düzenlenmiştir. En sık karşılaşılan dava türleri şunlardır:
Genel kurul kararlarının iptali davası (TTK madde 445-446): Pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri veya kanunun yetkilendirdiği diğer kişiler; kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararlarının iptalini mahkemeden talep edebilir. İptal davası, kararın alındığı tarihten itibaren 3 ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmalıdır. İptal davası açıldığında mahkeme, davanın sonuçlanmasına kadar kararın icrasının durdurulmasına (ihtiyati tedbir) karar verebilir. Bu üç aylık hak düşürücü sürenin kaçırılması, uygulamada en sık görülen ve telafisi olmayan hatadır.
Genel kurul kararlarının butlanı (TTK madde 447): Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı genel kurul kararları batıldır. Butlan davasında süre sınırı yoktur; her menfaat sahibi her zaman butlanın tespitini talep edebilir.
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu (TTK madde 553): Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları; kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan müteselsilen sorumludur. TTK madde 557 uyarınca, birden fazla kişinin aynı zarardan sorumlu olması halinde her biri kusuruna ve durumun gereklerine göre zararın kendisine yükletilebildiği ölçüde, diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur (farklılaştırılmış teselsül).
Azlık (azınlık) hakları davaları (TTK madde 411, 439, 531): Sermayenin en az yüzde 10’unu (halka açık şirketlerde yüzde 5’ini) temsil eden azlık pay sahipleri; genel kurulun toplantıya çağrılmasını (madde 411), özel denetim istenmesini (madde 438-439) ve haklı sebeple şirketin feshine karar verilmesini (madde 531) talep edebilir. Bu haklar, küçük ortakların korunması açısından kritik önemdedir.
Limited Şirket Davaları (TTK madde 573 ve devamı)
Limited şirketler TTK madde 573-644 arasında düzenlenmiştir. Limited şirketlere özgü başlıca dava konuları:
Ortaklıktan çıkma ve çıkarılma davaları (TTK madde 638-640): Haklı sebeplerin varlığı halinde her ortak mahkemeden şirketten çıkma hakkını talep edebilir. Şirket sözleşmesinde öngörülmüş haklı sebeplerin gerçekleşmesi halinde genel kurul kararıyla bir ortağın çıkarılması da mümkündür; çıkarılan ortak bu kararın iptalini dava edebilir. Çıkma veya çıkarılma halinde ortağa esas sermaye payının gerçek değerine göre hesaplanan ayrılma akçesi ödenir; pay değerinin tespiti uygulamada bağımsız değerleme ve bilirkişi raporlarıyla yapılır ve davanın çekişmeli noktasını oluşturur.
Müdürlerin sorumluluğu: Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, TTK madde 644’ün anonim şirket hükümlerine yaptığı atıf nedeniyle, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna paralel düzenlenmiştir. Müdürler, kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan sorumludur.
Haklı sebeple fesih davası (TTK madde 636/3): Şirketin haklı sebeple feshi; şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplerin gerçekleşmesi, genel kurul kararı veya mahkeme kararı ile gerçekleşebilir. Ortaklar arasındaki güven ilişkisinin tamamen bozulması, şirketin amacına ulaşmasının imkânsız hale gelmesi ve sürekli zarar eden şirketin faaliyetine devamının ortaklar için katlanılamaz hale gelmesi tipik haklı sebeplerdir.
Ortaklar Arası Uyuşmazlıklar Pratikte Nasıl Çözülür?
Ortaklar arası uyuşmazlıklarda en etkili sonuç, dava açmadan önce yapılandırılmış bir müzakere ve sulh süreciyle alınır; anlaşma sağlanamazsa fesih, çıkma/çıkarılma veya sorumluluk davalarıyla yargı yoluna gidilir. Uygulamada kâr dağıtımı anlaşmazlıkları, yönetimde temsil hakları, sermaye artırımında eşit muamele ilkesinin ihlali, rekabet yasağı ihlalleri ve ortağın şirket varlıklarını kişisel çıkarına kullanması en sık görülen ihtilaf kaynaklarıdır. Dosyalarımızda bu uyuşmazlıkların büyük kısmı, baştan iyi kurgulanmış bir pay sahipliği sözleşmesi ve net karar alma mekanizmalarıyla önlenebilir niteliktedir; ihtilaf doğduğunda ise önce sulh ve müzakere, sonra yargı yolu değerlendirilir.
Bölüm 3: Haksız Rekabet ve Fikri Mülkiyet Davaları
Haksız rekabet davaları TTK madde 54-63 kapsamında, sınai mülkiyet ihlalleri ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında görülür. TTK haksız rekabet eylemlerini, yaptırımlarını ve dava haklarını düzenlerken; SMK marka, patent, faydalı model, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaret haklarının korunmasını sağlar. Her iki alan da ticari yaşamın düzenli ve adil işleyişinin teminatıdır.
Haksız Rekabet Davasında Hangi Talepler İleri Sürülebilir?
Haksız rekabet nedeniyle ekonomik menfaati zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan kişi; fiilin haksızlığının tespitini, men’ini, sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, kusur varsa tazminat ödenmesini ve Türk Borçlar Kanunu madde 58 uyarınca manevi tazminat ödenmesini talep edebilir (TTK madde 56). TTK madde 54 haksız rekabeti aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı davranış ve ticari uygulama olarak tanımlar; madde 55 haksız rekabet oluşturan fiilleri sınırlayıcı olmayan biçimde sayar. Haksız rekabet davalarında zamanaşımı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 3 yıldır (TTK madde 60). Bu kısa sürelerin kaçırılmaması için ihlalin tespiti ve delillendirilmesinde gecikilmemelidir.
Marka ve Patent Tecavüzünde Görevli Mahkeme ve Talepler
Tescilli markanın izinsiz kullanılması marka ihlali oluşturur (SMK madde 29) ve marka sahibi ihlalin tespitini, tecavüzün durdurulması ve önlenmesini, giderilmesini, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı ödenmesini talep edebilir (SMK madde 149). Patent veya faydalı model tecavüzünde de patent sahibi aynı taleplerde bulunabilir (SMK madde 141, 149-153); patentin hükümsüzlüğü ise ayrı bir dava konusudur. Sınai mülkiyet davalarında görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri ile Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemeleridir; bu ihtisas mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk ve Asliye Ceza Mahkemeleri görevlidir. 6769 sayılı SMK, marka, patent, faydalı model, tasarım ve coğrafi işaret korumasına ilişkin hükümleri tek bir kanunda toplamıştır.
| Haksız Rekabet / İhlal Türü | TTK / SMK Maddesi | Yaptırım | Zamanaşımı |
|---|---|---|---|
| Dürüstlük kuralına aykırı reklam ve satış yöntemleri | TTK madde 55/1-a | Tespit, men, ref, maddi ve manevi tazminat | 1 yıl / 3 yıl |
| Başkasının iş ürünlerinden izinsiz yararlanma | TTK madde 55/1-b | Tespit, men, ref, maddi ve manevi tazminat | 1 yıl / 3 yıl |
| Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltme | TTK madde 55/1-e | Tespit, men, ref, maddi ve manevi tazminat | 1 yıl / 3 yıl |
| İş koşullarına uymama | TTK madde 55/1-d | Tespit, men, ref, maddi ve manevi tazminat | 1 yıl / 3 yıl |
| Ticari sırrın ifşası veya hukuka aykırı elde edilmesi | TTK madde 55/1-c | Tespit, men, ref, maddi ve manevi tazminat + cezai sorumluluk (TTK madde 62) | 1 yıl / 3 yıl |
| Tescilli marka ihlali | SMK madde 29, 149 | Tecavüzün tespiti, durdurulması, maddi-manevi-itibar tazminatı | İhlalden itibaren 2 yıl / 10 yıl |
| Patent tecavüzü | SMK madde 141, 149-153 | Tecavüzün tespiti, durdurulması, maddi-manevi-itibar tazminatı, el koyma | İhlalden itibaren 2 yıl / 10 yıl |
| Endüstriyel tasarım ihlali | SMK madde 81, 149 | Tecavüzün tespiti, durdurulması, maddi-manevi-itibar tazminatı | İhlalden itibaren 2 yıl / 10 yıl |
| Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı ihlali | SMK madde 39, 149 | Tecavüzün tespiti, durdurulması, maddi-manevi tazminat | İhlalden itibaren 2 yıl / 10 yıl |
| Haksız rekabet suçu (cezai boyut) | TTK madde 62-63 | Şikâyete bağlı olarak hapis veya adli para cezası | Genel ceza zamanaşımı |
Bölüm 4: Uluslararası Ticari Tahkim ve Sınır Ötesi Uyuşmazlık Çözümü
Uluslararası ticari uyuşmazlıklarda tahkim, gizlilik, hız, uzmanlık ve yabancı ülkelerde tenfiz kolaylığı nedeniyle devlet yargısına tercih edilen başlıca alternatif çözüm yoludur. Tahkim, tarafların anlaşmasıyla bir veya birden fazla hakemin uyuşmazlığı karara bağlamasıdır. Türkiye’de yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) kapsamında yürütülür; kurumsal tahkimde ise ISTAC, ICC ve LCIA kuralları en sık başvurulan çerçevelerdir. Sınır ötesi ticaret yapan yabancı müvekkiller için sözleşmeye doğru kurgulanmış bir tahkim şartı eklemek, uyuşmazlık doğmadan en yüksek değer üreten adımdır.
4686 Sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu Ne Düzenler?
Türkiye’de uluslararası tahkim 4686 sayılı MTK ile düzenlenmiştir. Kanun, UNCITRAL Model Kanunu esas alınarak hazırlanmıştır ve yabancılık unsuru taşıyan, tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği ya da kanunun taraflarca veya hakem heyetince seçildiği uyuşmazlıklarda uygulanır (MTK madde 1). MTK’nın temel hükümleri şunlardır:
- Tahkim anlaşması (madde 4): Yazılı yapılması gerekir; mektup, teleks, faks, e-posta veya elektronik ortamdaki iletişim de yazılılık şartını karşılar.
- Hakem seçimi (madde 7): Taraflar hakemlerin sayısını ve seçim yöntemini serbestçe kararlaştırabilir. Anlaşma yoksa hakem sayısı üçtür; her taraf bir hakem seçer, seçilen iki hakem üçüncü hakemi (başkan) belirler.
- İhtiyati tedbir ve delil tespiti (madde 6): Hakem heyeti taraflardan birinin talebiyle ihtiyati tedbir kararı verebilir; tahkim öncesinde veya sırasında devlet mahkemelerinden de ihtiyati tedbir istenebilir.
- Tahkim kararının iptali (madde 15): Karara karşı yalnızca iptal davası açılabilir; temyiz yolu kapalıdır. İptal sebepleri sınırlı sayıdadır ve kararın esası denetlenmez.
ISTAC, ICC ve LCIA Tahkimi
Kurumsal tahkimde Türkiye’de öne çıkan merci, 6570 sayılı kanunla kurulan İstanbul Tahkim Merkezi’dir (ISTAC); taraflar sözleşmelerine ISTAC tahkim şartı ekleyerek uyuşmazlığın bu merkezde çözülmesini sağlayabilir. Uluslararası ölçekte en yaygın kullanılan mekanizma ise ICC (Milletlerarası Ticaret Odası) tahkimidir; ICC tahkiminde yargılama ICC Uluslararası Tahkim Divanı denetiminde yürür, hakem heyeti karar taslağını Divan’a sunar ve Divan şekli denetimle kararı onaylar. ICC, büyük ölçekli ticaret, yatırım ve altyapı projelerinde tercih edilir. LCIA (Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi) ise özellikle İngiliz hukukuna tabi sözleşmelerde ve Avrupa ile Orta Doğu kaynaklı uyuşmazlıklarda; acil hakem ve hızlandırılmış prosedür imkânlarıyla başvurulan bir kurumdur.
Yabancı Tahkim Kararı Türkiye’de Nasıl Tenfiz Edilir?
Yabancı tahkim kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizi, 1958 tarihli “Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında New York Sözleşmesi” uyarınca yapılır; Türkiye bu sözleşmeye 1991 yılında taraf olmuştur. Sözleşme, çok sayıda ülkenin taraf olduğu ve uluslararası tahkim kararlarının sınır ötesi uygulanmasını kolaylaştıran temel belgedir. Tenfiz başvurusu kararın icra edileceği ülkedeki yetkili mahkemeye yapılır; Türkiye’de tenfiz kararını verme yetkisi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Tenfizin reddi yalnızca sınırlı sebeplerle mümkündür: tahkim anlaşmasının geçersizliği, savunma hakkının ihlali, hakemlerin yetkisini aşması, hakem heyetinin oluşumundaki usulsüzlük ve kararın henüz bağlayıcı hale gelmemesi veya iptal edilmiş olması. Ayrıca mahkeme, uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması veya tenfizin kamu düzenine aykırılığı halinde re’sen tenfizi reddedebilir.
Bölüm 5: Ticari Sözleşme Uyuşmazlıkları – Yurtiçi ve Uluslararası Boyut
Ticari sözleşme uyuşmazlıkları; mal alım-satımından distribütörlük ve franchise ilişkilerine, hizmet ve lisans sözleşmelerine kadar geniş bir yelpazede doğar ve Türk Borçlar Kanunu (TBK), Türk Ticaret Kanunu (TTK) ile uluslararası mal satımında CISG çerçevesinde çözüme kavuşturulur. Sınır ötesi sözleşmelerde uygulanacak hukukun ve uyuşmazlık çözüm merciinin sözleşmede net belirlenmesi, davanın baştan kazanılan yarısıdır.
Mal Alım-Satım Sözleşmelerinde Tipik Uyuşmazlıklar
Ticari mal alım-satımında en sık görülen uyuşmazlıklar ayıplı mal teslimi, teslim gecikmesi, bedel ödenmemesi ve miktardan eksik teslimdir. Bunların hukuki sonuçları büyük ölçüde alıcının ihbar ve inceleme yükümlülüğünü zamanında yerine getirmesine bağlıdır:
- Ayıplı mal teslimi: Sözleşmede kararlaştırılan veya objektif olarak bulunması gereken nitelikleri taşımayan malın teslimi. Alıcının açıkça belli olan ayıpları teslimden itibaren iki gün içinde, gizli ayıpları ortaya çıktıktan sonra derhal bildirmesi gerekir (TTK madde 23/1-c); ihbarın süresinde yapılmaması alıcının ayıba dayalı haklarını ortadan kaldırır.
- Teslim gecikmesi veya teslim etmeme: Satıcının kararlaştırılan tarihte malı teslim etmemesi; alıcıya sözleşmeden dönme veya ifa ile birlikte gecikme tazminatı talep etme hakkı verir.
- Bedel ödeme uyuşmazlıkları: Alıcının satış bedelini ödememesi veya geç ödemesi halinde satıcının aynen ifa veya temerrüt faizi talep etme hakkı doğar.
- Miktardan eksik teslim: Sözleşmede belirlenen miktardan az mal teslim edilmesi halinde alıcının tamamlama veya tazminat talep etme hakkı.
Distribütörlük ve Bayilik Sözleşmeleri
Distribütörlük (tek satıcılık) ve bayilik sözleşmeleri Türk hukukunda ayrıntılı düzenlenmemiş (atipik/innominat) sözleşmelerdir ve genel hükümler ile Yargıtay içtihatları çerçevesinde değerlendirilir. En sık karşılaşılan uyuşmazlıklar:
- Haksız fesih: Sözleşmenin haklı sebep olmaksızın veya makul süre tanınmadan feshedilmesi. Yargıtay, belirsiz süreli distribütörlük sözleşmelerinin feshinde makul bir bildirim süresi tanınması gerektiğini kabul etmektedir.
- Portföy tazminatı (denkleştirme bedeli): TTK’nın acentelik sözleşmesine ilişkin 122. maddesi kıyasen distribütörlük sözleşmelerine de uygulanabilmektedir. Distribütörün oluşturduğu müşteri portföyünün sözleşme sona erdikten sonra da üreticiye fayda sağlaması halinde distribütör denkleştirme bedeli talep edebilir.
- Münhasırlık (exclusivity) ihlalleri: Sözleşmede belirli bir bölgede yalnızca bir distribütörün yetkili olacağı kararlaştırılmışsa, üreticinin aynı bölgede başka distribütör ataması veya doğrudan satış yapması sözleşme ihlali oluşturur.
Franchise Anlaşmaları
Franchise (imtiyaz) sözleşmeleri de Türk hukukunda özel olarak düzenlenmemiştir ve genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir. Sıkça karşılaşılan konular franchise bedelinin belirlenmesi ve ödenmesi, marka ve know-how kullanım hakkının kapsamı, franchise verenin eğitim ve destek yükümlülükleri, bölge ihlalleri ve haksız fesihtir. Özellikle uluslararası franchise sözleşmelerinde uygulanacak hukuk seçimi ve uyuşmazlık çözüm mekanizmasının (tahkim veya yargı yolu) belirlenmesi kritik önem taşır.
CISG (Viyana Satım Sözleşmesi) Ne Zaman Uygulanır?
CISG, işyerleri farklı devletlerde bulunan taraflar arasındaki uluslararası mal satım sözleşmelerine uygulanır (CISG madde 1) ve Türkiye bu sözleşmeye taraftır. Taraflar sözleşmede açık bir hükümle CISG’nin uygulanmasını dışlayabilir (CISG madde 6). Uygulanma koşulları şunlardır:
- Sözleşmenin mal satımı niteliğinde olması (hizmet sözleşmeleri hariç)
- Tarafların işyerlerinin farklı devletlerde bulunması
- Her iki devletin de CISG’ye taraf olması veya milletlerarası özel hukuk kurallarının bir taraf devlet hukukuna atıf yapması
- Tarafların CISG’yi sözleşmeden açıkça dışlamamış olması
CISG; satıcı ve alıcının yükümlülüklerini, sözleşmeye aykırılığın sonuçlarını, hasarın geçişini ve tazminat hesabını düzenler. Uluslararası ticaret yapan firmalar için CISG hükümlerinin sözleşme müzakeresi aşamasında değerlendirilmesi, uyuşmazlık riskini baştan azaltır. Sınır ötesi alacak ve teslim uyuşmazlıklarında, ilgili icra ve haciz adımları için borç tahsili, icra ve haciz işlemleri sürecimiz devreye girer.
Bölüm 6: İflas ve Konkordato – İcra ve İflas Kanunu Kapsamında Ticari Tasfiye
İflas ve konkordato, borçlarını ödeyemeyen ticari işletmelerin tabi olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) kapsamındaki en ağır hukuki süreçlerdir. İflas, borca batık tacirin malvarlığının tasfiyesini; konkordato ise borçlunun alacaklılarıyla bir ödeme planında anlaşarak faaliyetini sürdürmesini hedefler. Bu süreçlerin doğru yönetilmesi hem borçlu hem de alacaklılar açısından hayati sonuç doğurur.
İflas Süreci Nasıl İşler? (İİK madde 154 ve devamı)
İflas, borca batık tacirin malvarlığının tamamının tasfiye edilerek alacaklılara dağıtılmasını sağlayan bir cebri icra yoludur ve Türk hukukunda yalnızca tacirler (ve TTK gereği tacir sayılanlar) iflas yoluyla takip edilebilir. İflasın başlıca türleri:
- Takipli (adi) iflas (İİK madde 155-166): Alacaklının borçlu hakkında iflas yoluyla takip yapması ve ödeme emrine rağmen borcun ödenmemesi üzerine ticaret mahkemesinden iflasın açılmasını istemesidir. Borçluya 7 günlük ödeme süresi tanınır; bu sürede borç ödenmez veya itiraz edilmezse alacaklı iflas davası açar.
- Takipsiz (doğrudan) iflas (İİK madde 177-181): Belirli koşullarda icra takibine gerek kalmadan doğrudan iflas istenebilir; borçlunun yerleşim yerinin bilinmemesi, taahhütlerinden kurtulmak için kaçması, hileli işlemler yapması veya ödemelerini tatil etmesi gibi haller.
- Borçlunun kendi iflasını istemesi (İİK madde 178): Borcunu ödeyemeyecek durumdaki borçlu bizzat kendi iflasını isteyebilir. Sermaye şirketlerinde borca batıklık (aktifin pasifi karşılamaması) halinde yönetim organının mahkemeye bildirme yükümlülüğü bulunur (TTK madde 376/3).
İflas masası ve tasfiye: İflasın açılmasıyla borçlunun tüm mal ve hakları iflas masasına girer (İİK madde 184). İflas idaresi masa mallarını tespit eder, değerlendirir ve satar; alacaklılar alacaklarını sıra cetveline kaydettirir ve tasfiye bedeli sıra cetveline göre paylaştırılır.
Konkordato Mühletleri Ne Kadardır? (İİK madde 285 ve devamı)
Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya olan borçlunun alacaklılarıyla bir ödeme planında anlaşmasını sağlayan ve mahkemece onaylanan bir iyileştirme kurumudur. 2018 yılındaki değişiklikle iflas erteleme kaldırılmış ve konkordato güçlendirilmiştir. Sürecin temel aşamaları:
- Geçici mühlet (İİK madde 287): Konkordato talebi üzerine mahkeme borçluya 3 aylık geçici mühlet verir; en fazla 2 ay daha uzatılabilir (toplam 5 ay). Bu kararla birlikte konkordato komiseri atanır.
- Kesin mühlet (İİK madde 289): Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu anlaşılırsa borçluya 1 yıllık kesin mühlet verilir; kaçınılmaz hallerde en fazla 6 ay daha uzatılabilir (toplam 18 ay).
- Alacaklılar toplantısı ve oylama (İİK madde 302): Konkordato projesi alacaklılara sunulur; kanunda öngörülen alacaklı ve alacak miktarı çoğunluğuyla kabul edilir.
- Mahkeme tarafından tasdik (İİK madde 305): Kabul edilen proje, belirli koşulların varlığında mahkemece tasdik edilir; tasdik edilen konkordato tüm alacaklılar için bağlayıcıdır.
Finansal Yeniden Yapılandırma
İflas ve konkordato dışında, ödeme güçlüğü çeken ancak faaliyetini sürdürme kapasitesi bulunan şirketler için finansal yeniden yapılandırma imkânı da vardır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) yönetmelikleri çerçevesinde, bankalar ve finans kuruluşları ile borçlu şirketler arasında çerçeve anlaşma kapsamında yeniden yapılandırma sözleşmeleri akdedilebilir. Bu yol, faaliyetini sürdürebilecek işletmeler için iflas ve konkordatoya tercih edilen bir alternatiftir.
Bölüm 7: Serka Hukuk Bürosu Ticari Dava Hizmetleri
Serka Hukuk Bürosu, yurtiçi ve sınır ötesi ticari uyuşmazlıkların çözümünde dava takibi, tahkim ve danışmanlık hizmetlerini tek elden yürütür. Uygulamamız Türkiye genelindeki Asliye Ticaret Mahkemeleri ile ISTAC, ICC ve LCIA tahkim heyetleri önündeki dosyaları kapsar; yabancı müvekkillerin Türkiye’deki ticari menfaatlerini sınır ötesi tenfiz ve alacak takibi boyutuyla birlikte korur. Her dosyada önce uyuşmazlığın hukuki ve ticari risk haritası çıkarılır, ardından müzakere, arabuluculuk, tahkim veya dava yollarından en uygun strateji belirlenir.
Hizmet Alanlarımız
- Ticari dava takibi: Asliye Ticaret Mahkemelerinde alacak, tazminat, fesih ve tespit davalarının açılması ve takibi
- Şirketler hukuku danışmanlığı: Kuruluş, birleşme, bölünme, tür değiştirme, tasfiye; ortaklar arası uyuşmazlıklar; genel kurul kararının iptali ve yönetim kurulu sorumluluk davaları
- Haksız rekabet ve fikri mülkiyet: Haksız rekabet tespit ve tazminat davaları; marka ihlali ve patent tecavüzü davaları; Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinde dava takibi
- Uluslararası ticari tahkim: ISTAC, ICC, LCIA ve ad hoc tahkim davalarında hakem seçimi ve atanması, tahkim yargılamasının yürütülmesi, tahkim kararının tenfizi ve iptali
- Ticari sözleşme hazırlama ve müzakere: Satım, distribütörlük, franchise, lisans, ortak girişim sözleşmelerinin hazırlanması, müzakeresi ve hukuki denetimi (due diligence)
- İflas ve konkordato: Konkordato talebi hazırlanması, geçici ve kesin mühlet yönetimi; iflas davalarında borçlu ve alacaklı temsili; sıra cetveline itiraz
- Zorunlu arabuluculuk: Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk sürecinin yönetimi ve müvekkil temsili
- Uluslararası ticaret hukuku: CISG kapsamındaki uyuşmazlıklar; yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi (MÖHUK madde 50-59); sınır ötesi alacak takibi
Çalışma Yaklaşımımız
Ticari davalar teknik hukuk bilgisinin yanında ticari yaşamın dinamiklerini okuma becerisini de gerektirir. Her uyuşmazlığı sadece bir dava olarak değil, müvekkilin ticari stratejisinin bir parçası olarak ele alırız:
- Her dava öncesinde kapsamlı risk ve fayda analizi yapılır
- Mahkeme dışı çözüm yolları (müzakere, arabuluculuk, tahkim) öncelikli değerlendirilir
- Dava sürecinde düzenli raporlama ile müvekkil her aşamada bilgilendirilir
- Yurtiçi ve yurtdışı hukuk bürolarıyla işbirliği sayesinde uluslararası uyuşmazlıklarda etkin temsil sağlanır
- Uyuşmazlığın kök nedenine inilerek benzer sorunların tekrarını önleyecek yapısal öneriler sunulur
Sık Sorulan Sorular
Ticari dava hangi mahkemede açılır?
Ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemesinde açılır (TTK madde 5). Bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi ticari dava sıfatıyla davaya bakar. Sınai mülkiyet ihlalleri için Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri, yabancı tahkim kararının tenfizi için ise Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir.
Ticari davada arabuluculuk zorunlu mu?
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak ve tazminat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK madde 5/A). Arabulucuya başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir. Diğer ticari uyuşmazlık türlerinde ise arabuluculuk isteğe bağlı bir alternatif çözüm yoludur.
Ticari alacak davasında zamanaşımı kaç yıldır?
Ticari alacaklarda genel zamanaşımı süresi kural olarak on yıldır; ancak uyuşmazlığın niteliğine göre Türk Borçlar Kanunu veya özel kanunlarda daha kısa süreler öngörülebilir. Örneğin haksız rekabette süre fiilin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde 3 yıldır. Doğru sürenin tespiti dosyanın hukuki niteliğine bağlı olduğundan, hak kaybını önlemek için uyuşmazlık doğar doğmaz değerlendirme yapılmalıdır.
Yabancı mahkeme veya tahkim kararı Türkiye’de uygulanabilir mi?
Evet. Yabancı tahkim kararları 1958 New York Sözleşmesi uyarınca, yabancı mahkeme kararları ise 5718 sayılı MÖHUK madde 50-59 uyarınca Türkiye’de tanınıp tenfiz edilebilir. Tenfiz için yetkili mahkemeye başvurulur; tenfizin reddi yalnızca kanunda sayılan sınırlı sebeplerle (örneğin kamu düzenine aykırılık) mümkündür.
Şirket ortakları arasındaki uyuşmazlık nasıl çözülür?
Ortaklar arası uyuşmazlıklar önce müzakere ve sulh yoluyla, çözülemezse genel kurul kararının iptali (TTK madde 445-446), yönetim kurulu sorumluluğu (TTK madde 553), ortaklıktan çıkma/çıkarılma (TTK madde 638-640) veya haklı sebeple fesih (TTK madde 531, 636/3) davalarıyla yargı yoluyla çözülür. Uygun yol, şirket türüne, pay oranına ve uyuşmazlığın kaynağına göre belirlenir.
Uluslararası ticari sözleşmemize tahkim şartı eklemeli miyiz?
Sınır ötesi ticari ilişkilerde tahkim şartı, uyuşmazlığın tarafsız bir merci önünde, gizli ve uluslararası ölçekte tenfizi kolay biçimde çözülmesini sağlar. Tahkim merkezinin (ISTAC, ICC, LCIA), tahkim yerinin, uygulanacak hukukun ve dilin sözleşmede açıkça belirlenmesi, ileride doğabilecek yetki tartışmalarını baştan önler.
Yabancı yatırımcı Türkiye’deki ticari uyuşmazlıkta nasıl temsil edilir?
Yabancı şirketler ve yatırımcılar, Türkiye’deki ticari davalarda ve tahkimde Türk avukat aracılığıyla vekâleten temsil edilir. Sınır ötesi dosyalarda uygulanacak hukuk, görevli/yetkili merci, sözleşmedeki tahkim şartı ve kararın tenfiz edilebilirliği bir arada değerlendirilir; gerektiğinde yurtdışındaki muhabir hukuk büroları ile koordineli çalışılır.
Ticari dava süreci ne kadar sürer?
Süre; uyuşmazlığın türüne, delil durumuna, bilirkişi incelemesine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir; bu nedenle baştan kesin bir süre veya sonuç taahhüdü verilemez. Zorunlu arabuluculuk aşaması, anlaşma sağlanması halinde süreci belirgin biçimde kısaltır. Dosyanızın özelliklerine göre gerçekçi bir zaman aralığı, ilk değerlendirme görüşmesinde paylaşılır.
Ticari Dava ve Uyuşmazlık Değerlendirmesi
Yurtiçi veya sınır ötesi bir ticari uyuşmazlığınız varsa, dosyanızı mevzuat, süre ve görevli merci yönünden değerlendirip izlenecek yolu netleştirebiliriz. Çalışma kapsamımızı ve her şey dahil yapılandırılmış ücretimizi ilk görüşmede yazılı ve şeffaf biçimde paylaşırız; gizli kalem veya sonradan eklenen masraf bulunmaz.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş veya avukatlık hizmeti yerine geçmez; herhangi bir sonuç garantisi vermez. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarına göre değerlendirilir. Ticari davanıza ilişkin bağlayıcı değerlendirme için Av. Serkan Kara ile görüşmeniz önerilir. Sınır ötesi alacak ve icra konularında icra ve haciz süreçleri hizmetimiz tamamlayıcı destek sağlar. Son güncelleme: 14 Haziran 2026.







