Ticari Davalar
Ticari dünyada çeşitli anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir ve bu anlaşmazlıkların çözümü genellikle hukuki süreçler gerektirir. Serkahukuk olarak, ticari davaların karmaşık yapısını anlıyor ve müvekkillerimize etkin bir şekilde destek oluyoruz. İşte ticari davaların temel tipleri ve hukuki boyutları:
Mutlak Ticari Davalar
Bu kapsamda, tarafların tacir olup olmamasına veya faaliyetin ticari bir işletmeyi ilgilendirmesine bakılmaksızın ticari sayılan durumlar ele alınır. Özel kanunlarla belirlenen ticari davalar da bu gruba dahil edilir. Bu tür davalar genellikle acente uyuşmazlıkları, anonim ve limited şirketler arasındaki anlaşmazlıklar, çek, bono ve poliçe davaları gibi alanları kapsar. Serkahukuk, bu tür davalarda müvekkillerine kapsamlı bir hukuki destek sunar.
Nispi Ticari Davalar
Her iki tarafın ticari teşebbüsü ile ilgili olduğu durumlarda ticari sayılan sebeplerle ortaya çıkan hukuki davaları içerir. İş davalarında, her iki tarafın da ticari işletmeden menfaat sağlaması ve ticari teşebbüsün her iki tarafı için de önemli olması gerekmektedir. Serkahukuk, nispi ticari davaların karmaşıklığını anlar ve müvekkillerinin haklarını korumak için gerekli adımları atar.
Üçüncü Grup Ticari Davalar
Bu grup, yalnızca bir tarafın ticari girişimiyle ilgili olan fon transferi, güven ve fikri mülkiyet konularını içerir. Ticari uygulama için genellikle her iki tarafın da ticari teşebbüsü ile ilgili olması gerekmekle birlikte, fikri mülkiyet ve medya hakları konularında sadece bir tarafın ticari teşebbüsü yeterli olabilir. Serkahukuk, müvekkillerine bu tür ticari davaların karmaşıklığını anlatır ve en iyi çözümü bulmak için titizlikle çalışır.
Serkahukuk olarak, ticari davaların her türüyle ilgili olarak müvekkillerimize kapsamlı bir hukuki danışmanlık sunuyoruz. İhtiyaç duyduğunuzda bize iletişim sayfamız üzerinden ulaşabilirsiniz. Müvekkillerimizin haklarını korumak ve adaletin sağlanmasına yardımcı olmak için buradayız.
Ticari Davalarda Arabuluculuk
Arabuluculuk, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların dostane bir ortamda çözülmesini sağlayan etkili bir alternatif çözüm yöntemidir. Bu yöntem, tarafların karşılıklı iletişim ve uzlaşma yoluyla sorunları çözme amacıyla bir araya gelmelerini sağlar. Ticari davalarda arabuluculuk, mahkeme sürecinden önce veya mahkeme süreci sırasında tarafların uzlaşmaya varmalarını teşvik etmektedir. Arabuluculuk süreci, müzakere, iletişim ve uzlaşma esasına dayanır ve tarafların ihtiyaçlarına ve çıkarlarına odaklanır. Bu yöntem, sadece mevcut anlaşmazlığın çözümüne odaklanmakla kalmaz, aynı zamanda gelecekteki iş ilişkilerinin devamını sağlayarak taraflar arasındaki güveni artırır. Arabuluculuk, uzun ve maliyetli yargı süreçlerinden kaçınılmasına yardımcı olurken, işbirliği ve uyumun sağlanmasına da katkıda bulunur. Taraflar arasında sağlanan bu uzlaşma, genellikle daha sürdürülebilir ve tatmin edici bir sonuç sağlar.
Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Şart Mıdır?
Ticari uyuşmazlıkların çözümünde arabuluculuk, Türk hukuk sisteminde önemli bir yer tutmaktadır. 2019 yılında yapılan düzenlemeyle, ticari uyuşmazlıklar için arabuluculuk zorunlu hale getirilmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 6102 sayılı kanununun 5/A maddesi, dava şartı olarak arabuluculuğun gerekliliğini öngörmektedir. Bu kapsamda, iş hukukundan kaynaklanan problemler için zorunlu arabuluculuk süreci başlatılmıştır.
Davacı ve davalı, arabuluculuk sürecine alternatif bir çözüm olarak başvurmakla yükümlüdür. Taraflar, arabulucuyla anlaşamadıkları takdirde dava açarak mahkeme sürecini başlatabilirler. Ticari uyuşmazlık davalarının türü veya anlaşmazlık konusu miktar ne olursa olsun, zorunlu arabuluculuk süreci geçerlidir.
Serkahukuk, tecrübeli arabulucularıyla müvekkillerine ticari davaların çözümünde destek sağlamaktadır. Arabuluculuk sürecinde, müvekkillerin haklarını koruyarak ve çıkarlarını göz önünde bulundurarak adil ve sürdürülebilir çözümler bulmayı hedefleriz. Ticari davalarda arabuluculuk, hızlı ve etkili bir çözüm sunarak taraflar arasındaki ilişkilerin zarar görmesini engeller ve uzun vadeli işbirliğini teşvik eder. Serkahukuk, müvekkillerinin ticari davalarda arabuluculuk yoluyla en iyi sonuca ulaşmasını sağlamak için gereken uzmanlık ve deneyime sahiptir.
Ticari Davalarda Görevli Mahkeme
Ticari davaların görevli mahkemesi, davanın niteliği, tarafların konumu ve dava konusunun
değeri gibi faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Türk hukuk sisteminde ticari davalar genellikle ticaret mahkemelerinde görülür. Ticaret mahkemeleri, ticari konularla ilgili uzmanlaşmış mahkemelerdir ve ticaret hukuku konusunda derinlemesine bilgiye sahip yargıçlar tarafından yönetilir. Ticari davalarda görevli mahkeme, genellikle davanın değeri ve ticari niteliğine bağlı olarak belirlenir. Bu tür davalarda, tarafların işletme yerlerinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesi görevlidir.
Ancak, bazı durumlarda özel kanunlar veya taraflar arasında yapılan anlaşmalar ticari davanın görevli mahkemesini belirleyebilir. Örneğin, bir sözleşmede yer alan yetki sözleşmesi, tarafların anlaştığı mahkemenin ticari dava için görevli olmasını sağlayabilir. Ayrıca, davanın konusuyla ilgili özel kanunlar da görevli mahkemeyi belirleyebilir. Örneğin, belirli bir ticari işletme türüyle ilgili anlaşmazlıkların çözümü için özel olarak kurulmuş mahkemeler bulunabilir.
Ticari Davalar Hangi Mahkemede Görülür?
Son dönemde getirilen arabuluculuk ile birlikte ticari dava süreci oldukça kısalmıştır. Öte yandan hala anlaşma sağlayamayan taraflar, ticari davalar ile mahkemeden adil bir karar çıkmasını bekleyebilir. Ticari davalar, esasen Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmektedir. Ancak Asliye Ticaret Mahkemelerinin olmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri de ticari davalara bakar.
Hukuk desteği alarak ticari dava süreci kişilerin kendi lehine çevrilebilir ve dava süreci ile ilgili detaylı bilgi alınabilir.
Serkahukuk olarak, müvekkillerimize ticari davalarda en iyi hizmeti sunmak için görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda uzmanlık ve deneyime sahibiz. Müvekkillerimizin haklarını korumak ve adil bir sonuca ulaşmalarını sağlamak için gerekli adımları atarız. Ticari davaların karmaşıklığını anlıyor ve müvekkillerimizin ihtiyaçlarına uygun çözümler sunuyoruz.
Ticari Davalarda Zamanaşımı
Ticari davaların zamanaşımı süreleri, davanın niteliği ve dava konusunun özelliklerine bağlı olarak değişiklik gösterir. Türk hukuk sisteminde, genel olarak ticari davalarda zamanaşımı süreleri, Türk Borçlar Kanunu’nda ve Türk Ticaret Kanunu’nda belirtilen hükümlere göre belirlenir. Örneğin, ticari alacak davalarında zamanaşımı süresi genellikle 10 yıldır. Ancak, bazı özel durumlarda bu süre daha kısa veya daha uzun olabilir.
Zamanaşımı süreleri, dava konusunun niteliğine göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, belirli bir hizmetin sunulmasıyla ilgili ticari davalarda zamanaşımı süresi, hizmetin sunulmasından itibaren başlayabilir. Benzer şekilde, bir sözleşme ihlali durumunda zamanaşımı süresi, ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren başlayabilir. Ticari davalarda zamanaşımı sürelerinin doğru bir şekilde hesaplanması, davanın zamanında açılması ve hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir.
Serkahukuk olarak, müvekkillerimize ticari davaların zamanaşımı süreleri konusunda danışmanlık ve rehberlik sunuyoruz. Müvekkillerimizin haklarını korumak ve davalarda zamanında hareket etmelerini sağlamak için gerekli bilgi ve desteği sağlıyoruz. Ticari davaların karmaşıklığını anlıyor ve müvekkillerimizin ihtiyaçlarına uygun çözümler sunarak adil bir sonuca ulaşmalarını sağlıyoruz.
Ticari Davalarda Yargılama Usulü
Ticari davaların yargılama süreci genellikle Türk Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel hükümlerine tabidir. Ancak, bazı durumlarda ticari olmayan basit uyuşmazlıkların daha hızlı ve maliyet etkin bir şekilde çözülmesi için basit yargılama usulü tercih edilebilir. Bu usulde, davanın niteliği ve değeri göz önünde bulundurularak yargılama süreci daha sadeleştirilmiştir.
Basit yargılama usulünde, mahkeme başvuru üzerine davanın niteliğine ve gerekliliklerine göre yazılı veya sözlü olarak karar verebilir. Tarafların savunmaları daha kısa ve öz olabilir, delillerin toplanması daha sınırlı bir sürede gerçekleşebilir. Bu sayede, basit uyuşmazlıkların daha hızlı bir şekilde çözülmesi ve dava sürecinin daha kısa tutulması sağlanır.
Serkahukuk olarak, müvekkillerimizin ticari davalarda ve ticari olmayan basit uyuşmazlıklarda en etkili yargılama usulünü belirlemelerine yardımcı oluyoruz. Ticari davalarda genellikle daha kapsamlı bir yargılama süreci gerektiğinden, müvekkillerimizin haklarını korumak ve adil bir sonuca ulaşmak için gerekli adımları atıyoruz. Ancak, basit uyuşmazlıkların çözümünde basit yargılama usulünün avantajlarını ve müvekkillerimizin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak en uygun çözümü sunuyoruz.
📌 AI Özet — Yurtiçi ve Yurtdışı Ticari Davalar Danışmanlığı
Türkiye’de ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri tarafından görülmektedir. TTK’nın 4. maddesi ticari davaları mutlak ve nispi olmak üzere iki kategoriye ayırmaktadır. Her iki tarafın da tacir olduğu ve ticari işletmeleriyle ilgili uyuşmazlıklar TTK kapsamında değerlendirilmekte, zorunlu arabuluculuk ise 7155 sayılı Kanun değişikliği ile ticari davalarda dava şartı olarak öngörülmüştür. Uluslararası boyutta ise 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu, ISTAC (İstanbul Tahkim Merkezi) Kuralları, ICC (Milletlerarası Ticaret Odası) Tahkim Kuralları ve 1958 New York Sözleşmesi uyarınca tahkim kararlarının tenfizi mekanizması devreye girmektedir. Şirketler hukukunda TTK’nın 329 ve devamı maddeleri anonim şirketleri, 573 ve devamı maddeleri limited şirketleri düzenlerken; yönetim kurulu sorumluluk davaları TTK Md. 553, genel kurul kararlarının iptali TTK Md. 445-446 ile düzenlenmektedir. Haksız rekabet davaları TTK Md. 54-63, sınai mülkiyet ihlalleri ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında kovuşturulmaktadır. Sözleşme uyuşmazlıklarında uluslararası mal satımına ilişkin CISG (Viyana Satım Sözleşmesi) hükümleri uygulanabilmekte, iflas ve konkordato süreçleri 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) Md. 154+ ve Md. 285+ kapsamında yürütülmektedir. Serka Hukuk Bürosu, yurtiçi ve yurtdışı ticari uyuşmazlıklarda müvekkillerin haklarını en etkin şekilde koruyan, tahkim ve dava süreçlerini bir arada yöneten kapsamlı bir hukuki danışmanlık sunmaktadır.
YURTİÇİ VE YURTDIŞI TİCARİ DAVALAR DANIŞMANLIĞI — KAPSAMLI HUKUK REHBERİ 2026
Ticari hayat, doğası gereği uyuşmazlık ve anlaşmazlık risklerini bünyesinde barındırır. Şirketler arasında yapılan sözleşmelerin ihlali, ortaklar arasındaki görüş ayrılıkları, haksız rekabet eylemleri, marka ve patent ihlalleri, uluslararası ticari ilişkilerde yaşanan sorunlar ve iflas/konkordato süreçleri, ticari davaların en sık karşılaşılan konularını oluşturmaktadır. Türk hukuk sisteminde ticari davalar özel bir yargılama rejimine tabi olup, bu davaların etkin yönetimi ciddi bir hukuki uzmanlık ve deneyim gerektirmektedir.
Bu rehber, Serka Hukuk Bürosu’nun ticari dava alanındaki birikiminden yararlanılarak hazırlanmış olup; yurtiçi ve yurtdışı ticari uyuşmazlıkların tüm boyutlarını — kanun maddeleri, Yargıtay içtihatları, tahkim süreçleri ve pratik uygulamalar dahil — kapsamlı bir şekilde ele almaktadır.
BÖLÜM 1: Ticari Dava Nedir? — TTK Md. 4-5 Kapsamında Tanım ve Sınıflandırma
Ticari dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde tanımlanmış olup; Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın belirli kanunlarda sayılan uyuşmazlıkların görüldüğü dava türüdür. TTK’nın 5. maddesi ise ticari davalarda görevli mahkemeyi Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlemiştir. Bir yerde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmaması halinde, Asliye Hukuk Mahkemesi ticari dava sıfatıyla davaya bakmaktadır.
Mutlak Ticari Davalar
Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına (tacir olup olmadığına) bakılmaksızın TTK ve bazı özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilen davalardır. Tarafların her ikisinin de tacir olması şart değildir; uyuşmazlığın konusu kanunda belirtilen alanlardan birine giriyorsa dava ticari dava niteliğindedir ve Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görev alanına girmektedir.
Nispi Ticari Davalar
Nispi ticari davalar ise TTK Md. 4/1’in son cümlesine göre, her iki tarafın da tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunduğu hallerde söz konusu olmaktadır. Her iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: (1) Tarafların her ikisi de tacir olmalıdır, (2) Uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Bu koşullardan birinin eksik olması halinde dava adi hukuk davası niteliği taşır ve Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Asliye Ticaret Mahkemesi Yargılama Usulü
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) hükümlerine göre yargılama yapmaktadır. Ticari davalarda yazılı yargılama usulü uygulanır (HMK Md. 118 vd.). Yargılama; dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama ile karar aşamalarından oluşur. Ticari davalarda delil sözleşmesi yapılabilir ve ticari defterler delil olarak kullanılabilir (TTK Md. 222). Ticari davalarda bilirkişi incelemesine sıklıkla başvurulmaktadır; özellikle ticari hesap ve muhasebe konularında uzman bilirkişi raporları davanın seyrini belirleyen en kritik unsurlardan biridir.
Zorunlu Arabuluculuk — 7155 Sayılı Kanun Değişikliği
7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK’ya eklenen 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Arabuluculuk süreci, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde dava açılmaması halinde arabuluculuk faaliyeti sona erer. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde, son tutanak dava dilekçesine eklenerek mahkemeye başvurulur. Arabuluculuk sürecine başvurulmadan doğrudan dava açılması halinde, mahkeme davayı usulden reddeder.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, arabuluculuk sürecinin genel çerçevesini çizerken; ticari davalarda zorunlu arabuluculuk, TTK Md. 5/A’nın özel hükmü ile düzenlenmiştir. Arabuluculuk sürecinin süresi, başvuru tarihinden itibaren 6 hafta ile sınırlıdır; bu süre zorunlu hallerde en fazla 2 hafta daha uzatılabilir.
| Mutlak Ticari Dava Türü | Dayanak Kanun / Madde | Açıklama |
|---|---|---|
| Haksız Rekabet Davaları | TTK Md. 54-63 | Dürüstlük kuralına aykırı ticari uygulamalar, aldatıcı reklam, ticari sırların ele geçirilmesi |
| Ticaret Unvanına Tecavüz | TTK Md. 39-52 | Tescil edilmiş ticaret unvanının izinsiz kullanılması, karıştırılma tehlikesi |
| Şirket Kuruluşu ve Fesih Davaları | TTK Md. 329+, 573+, 636+ | Anonim ve limited şirket kuruluş uyuşmazlıkları, haklı sebeple fesih talepleri |
| Genel Kurul Kararlarının İptali | TTK Md. 445-451 | Kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararlarının iptali |
| Yönetim Kurulu Sorumluluk Davaları | TTK Md. 553-557 | Yönetim kurulu üyelerinin şirkete, ortaklara ve alacaklılara karşı sorumluluğu |
| Kıymetli Evrak Davaları | TTK Md. 645+ | Poliçe, bono, çek uyuşmazlıkları; çek iptali, müracaat hakkı |
| Taşıma Hukuku Davaları | TTK Md. 850-930 | Eşya ve yolcu taşıma sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar |
| Sigorta Hukuku Davaları | TTK Md. 1401-1520 | Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklar |
| Deniz Ticaret Hukuku Davaları | TTK Md. 931-1400 | Gemi ipotek davaları, çatma, müşterek avarya, deniz kazaları |
| İflas ve Konkordato Davaları | İİK Md. 154+, Md. 285+ | İflasın açılması, konkordato mühleti, tasfiye davaları |
| Kooperatif Davaları | 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu | Kooperatif ortaklık ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar |
BÖLÜM 2: Şirketler Hukuku Davaları — Anonim ve Limited Şirket Uyuşmazlıkları
Şirketler hukuku, ticari davaların en kapsamlı ve en sık karşılaşılan alt dallarından biridir. TTK’nın İkinci Kitabı olan “Ticaret Şirketleri” başlığı altında (Md. 124-644) düzenlenen bu alan; şirket kuruluşundan tasfiyeye, ortakların hak ve yükümlülüklerinden yönetim organlarının sorumluluğuna kadar geniş bir yelpazede dava konusu üretmektedir.
Anonim Şirket Davaları (TTK Md. 329 ve Devamı)
Anonim şirketler, TTK’nın 329-563. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Anonim şirketlerde en sık karşılaşılan dava türleri şunlardır:
Genel Kurul Kararlarının İptali Davası (TTK Md. 445-446): Pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri veya kanunun yetkilendirdiği diğer kişiler; kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararlarının iptalini mahkemeden talep edebilir. İptal davası, kararın alındığı tarihten itibaren 3 ay içinde açılmalıdır. Dava, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılır. Yönetim kurulu, genel kurul kararlarını 15 gün içinde ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır; ancak iptal davası açılması halinde mahkeme, davanın sonuçlanmasına kadar kararın icrasının durdurulmasına (ihtiyati tedbir) karar verebilir.
Genel Kurul Kararlarının Butlanı (TTK Md. 447): Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı genel kurul kararları batıldır. Butlan davasında herhangi bir süre sınırı yoktur; her menfaat sahibi her zaman butlanın tespitini talep edebilir.
Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu (TTK Md. 553): Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları; kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan müteselsilen sorumludur. Bu sorumluluk hem hukuki (tazminat davası) hem de cezai boyut taşıyabilmektedir. TTK Md. 557 uyarınca, birden fazla kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olması halinde, her biri kusuruna ve durumun gereklerine göre zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, zararın tamamından diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumludur (farklılaştırılmış teselsül).
Azlık (Azınlık) Hakları Davaları (TTK Md. 411, 439, 531): Sermayenin en az %10’unu (halka açık şirketlerde %5’ini) temsil eden azlık pay sahipleri; genel kurul toplantıya çağrılmasını (Md. 411), özel denetim istenmesini (Md. 438-439) ve haklı sebeple şirketin feshine karar verilmesini (Md. 531) talep edebilir. Bu haklar, küçük ortakların korunması açısından son derece kritik öneme sahiptir.
Limited Şirket Davaları (TTK Md. 573 ve Devamı)
Limited şirketler, TTK’nın 573-644. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Limited şirketlere özgü başlıca dava konuları:
Ortaklıktan Çıkma ve Çıkarılma Davaları (TTK Md. 638-640): Haklı sebeplerin varlığı halinde, her ortak mahkemeden şirketten çıkma hakkını talep edebilir. Aynı şekilde, şirket sözleşmesinde öngörülmüş haklı sebeplerin gerçekleşmesi halinde, genel kurul kararıyla bir ortağın çıkarılması da mümkündür. Çıkarılan ortak, bu kararın iptalini dava edebilir. Çıkma/çıkarılma halinde ortağın ayrılma akçesi hesaplanır; bu bedel, ortağın esas sermaye payının gerçek değerine göre belirlenir.
Müdürlerin Sorumluluğu: Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, TTK’nın anonim şirketlere ilişkin hükümlere atfı (TTK Md. 644) nedeniyle, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna paralel şekilde düzenlenmiştir. Müdürler, kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, şirkete ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan sorumludur.
Haklı Sebeple Fesih Davası (TTK Md. 636/3): Şirketin haklı sebeple feshi, şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplerin gerçekleşmesi, genel kurul kararı veya mahkeme kararı ile gerçekleşebilir. Haklı sebepler arasında ortaklar arasındaki güven ilişkisinin tamamen bozulması, şirketin amacına ulaşmasının imkânsız hale gelmesi ve sürekli zarar eden şirketin faaliyetine devam etmesinin ortaklar için katlanılamaz hale gelmesi sayılabilir.
Ortaklar Arası Uyuşmazlıklar — Pratikte En Sık Karşılaşılan Sorunlar
Ticari dava pratiğinde ortaklar arası uyuşmazlıklar, en hassas ve en karmaşık dava türlerinden biridir. Kâr dağıtımı konusundaki anlaşmazlıklar, yönetimde temsil hakları, sermaye artırımlarında eşit muamele ilkesi, rekabet yasağı ihlalleri ve ortağın şirket varlıklarını kişisel çıkarları için kullanması gibi konular, ciddi hukuki ihtilaflar doğurmaktadır. Serka Hukuk Bürosu, bu tür uyuşmazlıklarda öncelikle müzakere ve sulh yollarını değerlendirir; anlaşma sağlanamaması halinde ise müvekkilin haklarını yargı yoluyla titizlikle korumaktadır.
BÖLÜM 3: Haksız Rekabet ve Fikri Mülkiyet Davaları
Haksız rekabet ve fikri mülkiyet hukuku, ticari yaşamın düzenli ve adil işleyişinin teminatıdır. TTK’nın 54-63. maddeleri haksız rekabet eylemlerini, yaptırımlarını ve dava haklarını düzenlerken; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) marka, patent, faydalı model, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaret haklarının korunmasını sağlamaktadır.
Haksız Rekabet — TTK Md. 54-63
TTK’nın 54. maddesi, haksız rekabeti “aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar” olarak tanımlamıştır. TTK Md. 55’te haksız rekabet oluşturan fiiller sınırlayıcı olmayan bir şekilde sayılmıştır. Bu eylemler arasında dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri, başkasının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma, iş koşullarına uymama, mesleki ve kişisel duruma ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanlar ve sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltme yer almaktadır.
Dava Hakları (TTK Md. 56): Haksız rekabet nedeniyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan her kişi; (a) fiilin haksız olup olmadığının tespitini, (b) haksız rekabetin men’ini, (c) haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, (d) kusur varsa tazminat ödenmesini ve (e) Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca manevi tazminat ödenmesini talep edebilir. Haksız rekabet davalarında zamanaşımı süresi, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 3 yıldır (TTK Md. 60).
Sınai Mülkiyet Hakları — 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK), 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olup; marka, patent, faydalı model, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretlerin korunmasına ilişkin hükümleri tek bir kanunda birleştirmiştir.
Marka İhlali Davaları: Tescilli bir markanın, marka sahibinin izni olmaksızın kullanılması marka ihlali teşkil eder (SMK Md. 29). Marka sahibi; ihlal fiilinin tespitini, tecavüzün durdurulmasını, tecavüzün önlenmesini, tecavüzün giderilmesini, maddi ve manevi tazminat ödenmesini ve itibar tazminatı ödenmesini talep edebilir (SMK Md. 149). Ayrıca tecavüzün varlığının ileri sürülemeyeceğine ilişkin menfi tespit davası da açılabilir.
Patent Tecavüzü Davaları: Patent veya faydalı model hakkına tecavüz halinde, patent sahibi; tecavüzün tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, giderilmesini, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı ödenmesini talep edebilir (SMK Md. 141, 149-153). Patentin hükümsüzlüğü ayrı bir dava konusu olup, bu dava patent süresince ve hakkın sona ermesini izleyen 5 yıl içinde açılabilir.
Görevli Mahkeme: Sınai mülkiyet haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri ile Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemeleri’dir. Bu ihtisas mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk ve Asliye Ceza Mahkemeleri görevlidir.
| Haksız Rekabet Türü | TTK / SMK Maddesi | Yaptırım | Zamanaşımı |
|---|---|---|---|
| Dürüstlük kuralına aykırı reklam ve satış yöntemleri | TTK Md. 55/1-a | Tespit, men, ref, maddi ve manevi tazminat | 1 yıl / 3 yıl |
| Başkasının iş ürünlerinden izinsiz yararlanma | TTK Md. 55/1-b | Tespit, men, ref, maddi ve manevi tazminat | 1 yıl / 3 yıl |
| Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltme | TTK Md. 55/1-e | Tespit, men, ref, maddi ve manevi tazminat | 1 yıl / 3 yıl |
| İş koşullarına uymama (kartellere aykırı davranış) | TTK Md. 55/1-d | Tespit, men, ref, maddi ve manevi tazminat | 1 yıl / 3 yıl |
| Ticari sırrın ifşası veya hukuka aykırı elde edilmesi | TTK Md. 55/1-c | Tespit, men, ref, maddi ve manevi tazminat + cezai sorumluluk (TTK Md. 62) | 1 yıl / 3 yıl |
| Tescilli marka ihlali | SMK Md. 29, 149 | Tecavüzün tespiti, durdurulması, maddi-manevi-itibar tazminatı | İhlalden itibaren 2 yıl / 10 yıl |
| Patent tecavüzü | SMK Md. 141, 149-153 | Tecavüzün tespiti, durdurulması, maddi-manevi-itibar tazminatı, el koyma | İhlalden itibaren 2 yıl / 10 yıl |
| Endüstriyel tasarım ihlali | SMK Md. 81, 149 | Tecavüzün tespiti, durdurulması, maddi-manevi-itibar tazminatı | İhlalden itibaren 2 yıl / 10 yıl |
| Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı ihlali | SMK Md. 39, 149 | Tecavüzün tespiti, durdurulması, maddi-manevi tazminat | İhlalden itibaren 2 yıl / 10 yıl |
| Haksız rekabet suçu (cezai boyut) | TTK Md. 62-63 | 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası | Genel ceza zamanaşımı |
BÖLÜM 4: Uluslararası Ticari Tahkim — Milletlerarası Uyuşmazlık Çözüm Yolları
Uluslararası ticari ilişkilerin artmasıyla birlikte, sınır ötesi uyuşmazlıkların çözümünde tahkim yargılama yoluyla birlikte en sık başvurulan ve en etkin alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizması haline gelmiştir. Tahkim, tarafların anlaşmasıyla bir veya birden fazla hakem tarafından uyuşmazlığın çözülmesini ifade eder ve devlet yargısına göre; gizlilik, hız, uzmanlık ve uluslararası tenfiz kolaylığı gibi önemli avantajlar sunmaktadır.
4686 Sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu
Türkiye’de uluslararası tahkim, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) ile düzenlenmiştir. Bu kanun, UNCITRAL Model Kanunu esas alınarak hazırlanmış olup, uluslararası standartlara uygun bir tahkim çerçevesi sunmaktadır. MTK, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya kanunun taraflarca ya da hakem heyetince seçildiği uyuşmazlıklarda uygulanmaktadır (MTK Md. 1).
MTK’nın temel hükümleri şunlardır:
- Tahkim anlaşması (Md. 4): Yazılı yapılması gerekir; ancak mektup, teleks, faks, e-posta veya elektronik ortamda yapılan iletişim de yazılılık şartını karşılar.
- Hakem seçimi (Md. 7): Taraflar hakemlerin sayısını ve seçim yöntemini serbestçe kararlaştırabilir. Anlaşma yoksa hakem sayısı üçtür; her taraf bir hakem seçer, seçilen iki hakem de üçüncü hakemi (başkan) belirler.
- İhtiyati tedbir ve delil tespiti (Md. 6): Hakem heyeti, taraflardan birinin talebi üzerine ihtiyati tedbir kararı verebilir. Ayrıca tahkim öncesinde veya sırasında devlet mahkemelerine de ihtiyati tedbir başvurusu yapılabilir.
- Tahkim kararının iptali (Md. 15): Tahkim kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir; temyiz yolu kapalıdır. İptal sebepleri sınırlı sayıda olup, kararın esasının denetimi yapılmaz.
ISTAC — İstanbul Tahkim Merkezi
6570 sayılı İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu ile kurulan ISTAC, Türkiye’nin uluslararası standartlarda hizmet veren kurumsal tahkim merkezidir. ISTAC, kendi tahkim ve arabuluculuk kurallarına sahiptir ve taraflar sözleşmelerine ISTAC tahkim şartı ekleyerek uyuşmazlıkların ISTAC bünyesinde çözülmesini sağlayabilmektedir. ISTAC’ın avantajları arasında hızlı tahkim prosedürü, uluslararası hakem listesi, makul tahkim maliyetleri ve modern yargılama altyapısı sayılabilir.
ICC Tahkimi — Milletlerarası Ticaret Odası
ICC (International Chamber of Commerce / Milletlerarası Ticaret Odası) tahkimi, dünya genelinde en yaygın kullanılan kurumsal tahkim mekanizmasıdır. ICC Tahkim Kuralları, uluslararası ticaret sözleşmelerinde standart tahkim şartı olarak kabul görmektedir. ICC tahkiminde; davanın yönetimi ICC Uluslararası Tahkim Divanı tarafından denetlenir, tahkim yeri tarafların anlaşmasıyla belirlenir, hakem heyeti karar taslağını Divan’a sunar ve Divan şekli denetim yaparak kararı onaylar. ICC tahkimi özellikle büyük çaplı uluslararası ticaret, yatırım ve altyapı projelerinde tercih edilmektedir.
LCIA Tahkimi
LCIA (London Court of International Arbitration / Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi), özellikle İngiliz hukukuna tabi sözleşmelerde ve Avrupa ile Orta Doğu’daki ticari uyuşmazlıklarda tercih edilen bir tahkim kurumudur. LCIA’nın acil hakem mekanizması ve hızlandırılmış tahkim prosedürleri, uyuşmazlıkların süratli çözümünü sağlamaktadır.
Tahkim Kararlarının Tenfizi — 1958 New York Sözleşmesi
Yabancı tahkim kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi, 1958 tarihli “Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında New York Sözleşmesi” hükümlerine göre gerçekleştirilmektedir. Türkiye bu sözleşmeye 1991 yılında taraf olmuştur. New York Sözleşmesi, 170’ten fazla ülke tarafından onaylanmış olup, uluslararası tahkim kararlarının sınır ötesi uygulanmasını kolaylaştıran en önemli uluslararası belgedir.
Tenfiz başvurusu, kararın icra edileceği ülkedeki yetkili mahkemeye yapılır. Türkiye’de tenfiz kararını verme yetkisi Asliye Ticaret Mahkemesi’ne aittir. Tenfiz talebinin reddi ancak sınırlı sayıdaki sebeplerle mümkündür: tahkim anlaşmasının geçersizliği, savunma hakkının ihlali, hakemlerin yetkisini aşması, hakem heyetinin oluşumundaki usulsüzlük ve kararın henüz bağlayıcı hale gelmemesi veya iptal edilmiş olması. Ayrıca tenfiz mahkemesi, uyuşmazlık konusunun tenfiz devletinin hukukuna göre tahkime elverişli olmaması veya tenfizin kamu düzenine aykırı düşmesi halinde re’sen tenfizi reddedebilir.
BÖLÜM 5: Ticari Sözleşme Uyuşmazlıkları — Yurtiçi ve Uluslararası Boyut
Ticari sözleşmeler, ticari hayatın temel yapı taşlarını oluşturur. Mal alım-satımından distribütörlüğe, franchise anlaşmalarından hizmet sözleşmelerine kadar geniş bir yelpazede ticari sözleşme uyuşmazlıkları doğabilmektedir. Bu uyuşmazlıklar, Türk Borçlar Kanunu (TBK), Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve uluslararası sözleşmeler (CISG) çerçevesinde çözüme kavuşturulmaktadır.
Mal Alım-Satım Sözleşmeleri
Ticari mal alım-satım sözleşmeleri, tarafların ticari işletmeleri kapsamında gerçekleştirdikleri satış işlemlerinden doğan sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerde en sık karşılaşılan uyuşmazlık konuları şunlardır:
- Ayıplı mal teslimi: Sözleşmede kararlaştırılan niteliklere sahip olmayan veya objektif olarak sahip olması gereken nitelikleri taşımayan malın teslimi. Alıcının ayıp ihbar yükümlülüğü (TTK Md. 23/1-c: teslimden itibaren 8 gün içinde açıkça belli olan ayıpları bildirme yükümlülüğü) büyük önem taşımaktadır.
- Teslim gecikmesi veya teslim etmeme: Satıcının kararlaştırılan tarihte malı teslim etmemesi, alıcıya sözleşmeden dönme veya ifa ile birlikte gecikme tazminatı talep etme hakkı verir.
- Bedel ödeme uyuşmazlıkları: Alıcının satış bedelini ödememesi veya geç ödemesi halinde satıcının aynen ifa veya temerrüt faizi talep etme hakkı.
- Miktardan eksik teslim: Sözleşmede belirlenen miktardan az mal teslim edilmesi halinde, alıcının tamamlama veya tazminat talep etme hakkı.
Distribütörlük ve Bayilik Sözleşmeleri
Distribütörlük (tek satıcılık) ve bayilik sözleşmeleri, Türk hukukunda ayrıntılı olarak düzenlenmemiş (atipik/innominat) sözleşmeler olup, genel hükümler ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu sözleşmelerde en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar:
- Haksız fesih: Sözleşmenin haklı sebep olmaksızın veya makul süre tanınmadan feshedilmesi. Yargıtay, belirsiz süreli distribütörlük sözleşmelerinin feshinde makul bir bildirim süresinin (genellikle 3-6 ay) tanınması gerektiğini kabul etmektedir.
- Portföy tazminatı (denkleştirme bedeli): TTK’nın acentelik sözleşmesine ilişkin 122. maddesi kıyasen distribütörlük sözleşmelerine de uygulanabilmektedir. Distribütörün oluşturduğu müşteri portföyünün, sözleşme sona erdikten sonra da üreticiye fayda sağlaması halinde distribütörün denkleştirme bedeli talep etme hakkı doğabilir.
- Münhasırlık (exclusivity) ihlalleri: Sözleşmede belirli bir bölgede yalnızca bir distribütörün yetkili olacağı kararlaştırılmışsa, üreticinin bu bölgede başka bir distribütör ataması veya doğrudan satış yapması sözleşme ihlali teşkil eder.
Franchise Anlaşmaları
Franchise (imtiyaz) sözleşmeleri de Türk hukukunda özel olarak düzenlenmemiş olup, genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmektedir. Franchise uyuşmazlıklarında sıkça karşılaşılan konular: franchise bedelinin belirlenmesi ve ödenmesi, marka ve know-how kullanım hakkının kapsamı, franchise verenin eğitim ve destek yükümlülükleri, bölge ihlalleri ve haksız fesih konularıdır. Özellikle uluslararası franchise sözleşmelerinde uygulanacak hukuk seçimi ve uyuşmazlık çözüm mekanizmasının (tahkim veya yargı yolu) belirlenmesi kritik öneme sahiptir.
CISG — Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (Viyana Satım Sözleşmesi)
CISG, uluslararası mal satımına ilişkin sözleşmeleri düzenleyen ve Türkiye’nin de taraf olduğu çok taraflı bir uluslararası sözleşmedir. CISG, işyerleri farklı devletlerde bulunan taraflar arasındaki mal satım sözleşmelerine uygulanır (CISG Md. 1). Ancak taraflar, sözleşmede açık bir hükümle CISG’nin uygulanmasını dışlayabilirler (CISG Md. 6).
CISG’nin uygulanma koşulları şunlardır:
- Sözleşmenin “mal satımı” niteliğinde olması (hizmet sözleşmeleri hariç)
- Tarafların işyerlerinin farklı devletlerde bulunması
- Her iki devletin de CISG’ye taraf olması veya milletlerarası özel hukuk kurallarının bir taraf devlet hukukuna atıf yapması
- Tarafların CISG’yi sözleşmeden açıkça dışlamamış olması
CISG, satıcı ve alıcının yükümlülüklerini, sözleşmeye aykırılığın sonuçlarını, hasarın geçişini ve tazminat hesabını düzenlemektedir. Özellikle uluslararası ticaret yapan Türk firmaları için CISG hükümlerinin bilinmesi, sözleşme müzakereleri ve uyuşmazlık yönetimi açısından büyük önem taşımaktadır. Serka Hukuk Bürosu, uluslararası satım sözleşmelerinin hazırlanmasında ve CISG kapsamındaki uyuşmazlıkların çözümünde müvekkillerine profesyonel danışmanlık hizmeti sunmaktadır.
BÖLÜM 6: İflas ve Konkordato — İcra ve İflas Kanunu Kapsamında Ticari Tasfiye
İflas ve konkordato, ticari hayatın en ağır hukuki süreçleri arasında yer almaktadır. Borçlarını ödeyemeyen ticari işletmeler ve tacirler, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) kapsamında iflas veya konkordato sürecine tabi olabilmektedir. Bu süreçlerin doğru yönetilmesi, hem borçlu hem de alacaklılar açısından hayati sonuçlar doğurmaktadır.
İflas — İİK Md. 154 ve Devamı
İflas, borca batık durumda olan tacirin malvarlığının tamamının tasfiye edilerek alacaklılara dağıtılmasını sağlayan bir cebri icra yoludur. Türk hukukunda yalnızca tacirler (ve TTK gereği tacir sayılan kişiler) iflas yoluyla takip edilebilir.
İflasın Türleri:
- Takipli (adi) iflas (İİK Md. 155-166): Alacaklının, borçlu hakkında iflas yoluyla takip yapması ve ödeme emrine rağmen borcun ödenmemesi üzerine ticaret mahkemesinden iflasın açılmasını talep etmesidir. Borçluya 7 günlük ödeme süresi tanınır; bu süre içinde borç ödenmez veya itiraz edilmezse, alacaklı iflas davası açar.
- Takipsiz (doğrudan) iflas (İİK Md. 177-181): Belirli koşulların varlığı halinde herhangi bir icra takibine gerek kalmadan doğrudan iflas talep edilebilir. Borçlunun yerleşim yerinin bilinmemesi, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemler yapması veya ödemelerini tatil etmiş olması gibi hallerde doğrudan iflas istenebilir.
- Borçlunun kendi iflasını istemesi (İİK Md. 178): Borcunu ödeyemeyecek durumda olan borçlu, bizzat kendi iflasını isteyebilir. Sermaye şirketlerinde ise aktifin pasifleri karşılamaması (borca batıklık) durumunda yönetim organının mahkemeye bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır (TTK Md. 376/3).
İflas Masası ve Tasfiye: İflasın açılmasıyla birlikte, borçlunun tüm mal ve hakları iflas masasına girer (İİK Md. 184). İflas idaresi tarafından masa mallarının tespiti, değerlendirilmesi ve satışı gerçekleştirilir. Alacaklılar, alacaklarını sıra cetveline kaydettirir ve tasfiye sonucunda elde edilen bedel, alacaklılara sıra cetveline göre paylaştırılır.
Konkordato — İİK Md. 285 ve Devamı
Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya olan borçlunun, alacaklılarıyla belirli bir ödeme planı üzerinde anlaşmasını sağlayan ve mahkeme tarafından onaylanan bir iyileştirme müessesesidir. 2018 yılında yapılan değişiklikle iflas erteleme kaldırılmış ve yerine konkordato kurumu güçlendirilmiştir.
Konkordato Süreci:
- Geçici mühlet (İİK Md. 287): Konkordato talebi üzerine mahkeme, borçluya 3 aylık geçici mühlet verir; bu süre en fazla 2 ay daha uzatılabilir (toplam 5 ay). Geçici mühlet kararı ile birlikte konkordato komiseri atanır.
- Kesin mühlet (İİK Md. 289): Geçici mühlet içinde konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu anlaşılırsa, borçluya 1 yıllık kesin mühlet verilir; bu süre kaçınılmaz sebepler olması durumunda en fazla 6 ay daha uzatılabilir (toplam 18 ay).
- Alacaklılar toplantısı ve oylama (İİK Md. 302): Konkordato projesi alacaklılara sunulur. Kaydedilmiş alacaklıların ve alacak miktarının yarısını aşan veya kaydedilmiş alacaklıların dörtte birini ve alacak miktarının üçte ikisini aşan çoğunluk ile kabul edilir.
- Mahkeme tarafından tasdik (İİK Md. 305): Alacaklılarca kabul edilen konkordato projesi, mahkeme tarafından belirli koşulların varlığı halinde tasdik edilir. Tasdik edilen konkordato, tüm alacaklılar için bağlayıcıdır.
Yeniden Yapılandırma
İflas ve konkordato dışında, borçlarını ödeme güçlüğü çeken şirketler için finansal yeniden yapılandırma imkânları da mevcuttur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından çıkarılan yönetmelikler çerçevesinde, bankalar ve finans kuruluşları ile borçlu şirketler arasında çerçeve anlaşma kapsamında finansal yeniden yapılandırma sözleşmeleri akdedilebilmektedir. Bu yol, özellikle ödeme güçlüğü çeken ancak faaliyetlerini sürdürme kapasitesine sahip işletmeler için iflas ve konkordatoya tercih edilen bir alternatiftir.
Serka Hukuk Bürosu, iflas ve konkordato süreçlerinde hem borçlu hem de alacaklı tarafı temsil etmekte; geçici mühlet taleplerinden tasfiye işlemlerine, alacak kayıtlarından sıra cetvellerine itiraz davalarına kadar tüm süreçlerde hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.
BÖLÜM 7: Serka Hukuk Bürosu — Ticari Dava Yönetimi ve Hukuki Danışmanlık
Serka Hukuk Bürosu, yurtiçi ve yurtdışı ticari uyuşmazlıkların çözümünde kapsamlı hukuki hizmet sunan bir hukuk bürosudur. Büromuz, ticari dava alanında sahip olduğu derin bilgi birikimi ve uygulama deneyimiyle, müvekkillerinin ticari menfaatlerini en etkin şekilde korumayı hedeflemektedir.
Hizmet Alanlarımız
Serka Hukuk Bürosu olarak ticari dava ve danışmanlık kapsamında sunduğumuz başlıca hizmetler şunlardır:
- Ticari dava takibi: Asliye Ticaret Mahkemeleri’nde her türlü ticari davanın açılması ve takibi; alacak, tazminat, fesih ve tespit davaları
- Şirketler hukuku danışmanlığı: Şirket kuruluşu, birleşme, bölünme, tür değiştirme, tasfiye; ortaklar arası uyuşmazlıkların çözümü; genel kurul kararlarının iptali ve yönetim kurulu sorumluluk davaları
- Haksız rekabet ve fikri mülkiyet: Haksız rekabet tespit ve tazminat davaları; marka tescil ve itiraz süreçleri; marka ihlali ve patent tecavüzü davaları; Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri’nde dava takibi
- Uluslararası ticari tahkim: ISTAC, ICC, LCIA ve ad hoc tahkim davalarında hakemlerin seçimi ve atanması, tahkim yargılamasının yürütülmesi, tahkim kararlarının tenfizi ve iptali davaları
- Ticari sözleşme hazırlama ve müzakere: Satım, distribütörlük, franchise, lisans, ortak girişim (joint venture) ve her türlü ticari sözleşmenin hazırlanması, müzakere edilmesi ve hukuki denetimi (due diligence)
- İflas ve konkordato: Konkordato talebi hazırlanması, geçici ve kesin mühlet süreçlerinin yönetimi; iflas davalarında borçlu ve alacaklı temsili; sıra cetveline itiraz davaları; alacak kayıt işlemleri
- Zorunlu arabuluculuk: Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk sürecinin yönetimi; arabuluculuk müzakerelerinde müvekkil temsili
- Uluslararası ticaret hukuku: CISG kapsamındaki uyuşmazlıklar; yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi; sınır ötesi alacak takibi
Neden Serka Hukuk Bürosu?
Ticari davalar, teknik hukuki bilginin yanı sıra ticari yaşamın dinamiklerini anlama becerisini de gerektirmektedir. Serka Hukuk Bürosu, her ticari uyuşmazlığı sadece bir “dava” olarak değil, müvekkilin ticari stratejisinin bir parçası olarak değerlendirmektedir. Bu yaklaşımla:
- Her dava öncesinde kapsamlı bir risk ve fayda analizi yapılmaktadır
- Mahkeme dışı çözüm yolları (müzakere, arabuluculuk, tahkim) öncelikli olarak değerlendirilmektedir
- Dava sürecinde düzenli raporlama ile müvekkil her aşamada bilgilendirilmektedir
- Yurtiçi ve yurtdışı hukuk bürolarıyla işbirliği sayesinde uluslararası uyuşmazlıklarda etkin temsil sağlanmaktadır
- Ticari uyuşmazlığın kök nedenine inerek, benzer sorunların tekrarlanmasını önleyecek yapısal öneriler sunulmaktadır
Ticari davalarınız ve uyuşmazlıklarınız için hukuki danışmanlık almak, haklarınızı etkili bir şekilde korumak ve en uygun çözüm stratejisini belirlemek amacıyla Serka Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz. Büromuz, yurtiçi ve yurtdışı her ölçekteki ticari uyuşmazlıkta müvekkillerinin yanında olmaya devam etmektedir.






