Şirketler arası sözleşmeler (B2B sözleşmeler), iki ticari işletmenin karşılıklı hak ve borçlarını düzenleyen, kuruluşundan feshine kadar büyük ölçüde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olan ticari anlaşmalardır. Tedarik, distribütörlük, franchise, ortak girişim, lisans ve hizmet sözleşmeleri bu kategoride toplanır. Tüketici sözleşmelerinin aksine bu ilişkilerde taraflar basiretli tacir kabul edilir (TTK m.18/2); dolayısıyla sözleşme metnindeki tek bir hüküm, bir uyuşmazlıkta lehinize veya aleyhinize milyonlarca liralık fark yaratabilir.
Uygulamada gördüğümüz davalarda kaybedilen davaların önemli bir kısmı sözleşmenin yorumundan değil, sözleşmede hiç düzenlenmemiş bir noktadan doğar: cezai şartın belirsiz bırakılması, sorumluluk tavanının yazılmaması, uygulanacak hukukun veya yetkili merciin atlanması. Bu yazıda Serka Hukuk Bürosu olarak ticari sözleşme dosyalarımızda en kritik gördüğümüz başlıkları, hangi kanun maddesine dayandıklarıyla birlikte sıraladık.
Şirketler arası sözleşme nedir ve hangi kanunlara tabidir?
Şirketler arası sözleşme, iki ticari işletme arasında kurulan ve TBK ile TTK hükümlerine tabi olan bağlayıcı bir borç ilişkisidir. Genel borç ilişkisi kuralları TBK’da, ticari iş ve ticari hükümlerin özellikleri (faiz, ihtar, def’iler, ispat) ise TTK’da düzenlenir. Tüketici sözleşmelerini koruyan 6502 sayılı Kanun bu ilişkilerde uygulanmaz.
Bu ayrım pratikte belirleyicidir. Tacirler arasındaki ilişkide TTK m.20 uyarınca daha kısa zamanaşımı ve daha sıkı temerrüt kuralları işler; ticari işlerde temerrüt için çoğu halde ihtar dahi gerekmeyebilir. Sözleşmeyi hazırlarken hangi kanunun hangi boşluğu dolduracağını bilmek, “sözleşmede yazmıyorsa ne olur” sorusunun cevabını baştan kestirmek demektir.
Sözleşme kurulmadan önce neye dikkat edilmeli?
Sözleşme imzalanmadan önce yapılması gereken iki iş vardır: karşı tarafın güvenilirliğini doğrulamak (due diligence) ve müzakere pozisyonunu yazılı olarak netleştirmek. İmzadan sonra fark edilen bir risk, çoğu zaman ancak dava yoluyla giderilir; oysa imzadan önce yapılan bir saatlik inceleme bu riski tamamen ortadan kaldırabilir.
Ön inceleme (due diligence)
Karşı tarafın hukuki ve mali durumu, sözleşmenin kendisi kadar önemlidir. Dosyalarımızda standart olarak şu noktaları kontrol ederiz:
- Ticaret sicil kaydı: Şirketin halen faal olduğu, imza yetkilisinin kim olduğu ve yetki sınırı (temsil ehliyeti olmayan kişiyle yapılan sözleşme şirketi bağlamaz)
- Mali durum: Bilanço, borçluluk oranı, vergi ve SGK borcu kaydı, varsa konkordato veya icra takibi
- Yaptırım taraması: Sınır ötesi işlemlerde OFAC, AB ve BM yaptırım listeleri (özellikle uluslararası ticarette ödeme kanalını kilitleyebilir)
- Dava geçmişi: Karşı tarafın geçmiş ihtilafları ve sektörel itibarı
Müzakere ve niyet mektubu
Müzakere aşamasında vazgeçilmez şartlarınızı (deal-breakers) önceden belirleyin ve müzakere tutanaklarını saklayın; bu yazışmalar ileride sözleşmenin yorumunda delil olur. Bağlayıcı olmayan bir niyet mektubu (LOI) veya ön protokol hazırlanırken hangi hükümlerin bağlayıcı (gizlilik, münhasırlık), hangilerinin bağlayıcı olmadığı (fiyat, kapsam) açıkça ayrılmalıdır; aksi halde tarafın LOI’ye dayanarak culpa in contrahendo (sözleşme görüşmelerindeki kusur) iddiasıyla tazminat talep etme riski doğar. Bu aşamadan itibaren ticari sözleşmelerin hazırlanması sürecini bir avukatla yürütmek, sonradan giderilemeyecek hataları baştan eler.
Sözleşmenin esaslı hükümleri nelerdir?
Her ticari sözleşmede en az dört unsur hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak netlikte yazılmalıdır: tarafların edimleri (kim neyi yapacak), bedel ve ödeme koşulları, süre ve ilişkinin münhasır olup olmadığı. Bu dört başlıktaki belirsizlik, davaların en sık görülen kaynağıdır.
Kapsam, edim ve münhasırlık
Edimin konusu ve nitelik standartları ölçülebilir biçimde tanımlanmalıdır. Münhasırlık (exclusivity) ticari rekabeti doğrudan etkilediği için açıkça yazılmalı; münhasır ilişkide asgari alım/satım taahhüdü ve coğrafi sınır belirtilmelidir. Münhasırlık aynı zamanda 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamına girebilir; dikey anlaşma niteliğindeki uzun süreli münhasırlık taahhütleri rekabet hukuku açısından gözden geçirilmelidir.
Bedel, fiyat uyarlaması ve ödeme
Bedel sabit, birim, performansa bağlı veya maliyet artı modelinde belirlenebilir. Yüksek enflasyon ve kur dalgalanması ortamında en kritik hüküm, uzun süreli sözleşmelerde fiyat uyarlama (escalation) formülüdür; TÜFE, kur veya hammadde endeksine bağlı otomatik güncelleme öngörülmezse, edimin aşırı külfetli hale gelmesi durumunda taraf ancak TBK m.138’deki “aşırı ifa güçlüğü” (uyarlama) hükmüne dayanarak mahkemeye başvurmak zorunda kalır; bu hem zaman hem belirsizlik demektir. Ödeme vadesi, gecikme faizi ve temerrüt sonuçları da ayrıca yazılmalıdır.
Hizmet seviyesi (SLA)
Hizmet sözleşmelerinde performans ölçülebilir olmalı: kesintisiz çalışma oranı, yanıt ve çözüm süreleri, raporlama mekanizması ve ihlal halinde uygulanacak tazminat ya da kredi mekanizması sözleşmeye işlenmelidir.
Cezai şart ve tazminat nasıl düzenlenir?
Cezai şart, bir tarafın borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi halinde ödeyeceği önceden kararlaştırılmış bedeldir ve TBK m.179-182 arasında düzenlenir. Cezai şartın en büyük avantajı, alacaklının zararını ispat etmek zorunda kalmadan bu bedeli talep edebilmesidir; bu nedenle ticari sözleşmelerin en güçlü caydırıcılığıdır.
Burada uygulamada en çok atlanan nokta şudur: TBK m.182/3’e göre hâkim, fahiş (aşırı yüksek) cezai şartı kendiliğinden indirebilir. Ancak TTK m.22 uyarınca tacir, ticari işlerde kararlaştırdığı cezai şartın fahiş olduğu gerekçesiyle indirilmesini kural olarak isteyemez. Yani iki tacir arasındaki cezai şart, tüketici sözleşmesindekinden çok daha bağlayıcıdır; bu da metni yazarken hem caydırıcı hem orantılı bir tutar belirlemeyi zorunlu kılar. Cezai şartla birlikte, aşan zarar için ayrıca tazminat istenebileceğinin de (TBK m.180/2) açıkça yazılması, alacaklının elini güçlendirir. Kararlaştırılmış cezai şartın varlığı, gerçek zararın daha yüksek olduğu hallerde otomatik tavan oluşturmaz; bu ayrım sözleşmede netleştirilmelidir.
Riskler sözleşmede nasıl dengelenir?
İyi bir B2B sözleşmesi riski yok etmez, taraflar arasında bilinçli olarak dağıtır. Bunun üç temel aracı sorumluluk sınırlaması, fikri mülkiyetin ve verinin korunmasıdır.
Sorumluluk sınırlaması
Sorumluluğun sözleşme bedelinin belirli bir katıyla sınırlanması (tavan limit) ve kâr kaybı, itibar kaybı gibi dolaylı zararların kapsam dışı bırakılması ticari sözleşmelerde standarttır. Ancak sınırın bir sınırı vardır: TBK m.115 uyarınca borçlunun ağır kusurundan (kasıt veya ağır ihmal) doğan sorumluluğunu önceden kaldıran anlaşma geçersizdir. Dolayısıyla “her türlü sorumluluktan muafiz” gibi mutlak ifadeler, bir davada büyük ölçüde uygulanamaz; sınırlama hafif kusurla sınırlandığında ayakta kalır.
Fikri mülkiyet
Sözleşme kapsamında üretilen eserin mülkiyeti, tarafların kendi getirdiği arka plan fikri mülkiyetin (background IP) korunması, lisans koşulları ve ihlal halindeki yaptırımlar açıkça düzenlenmelidir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamındaki hakların devri için yazılı ve hakkı tek tek belirten bir hüküm şarttır; genel ifadeler hak devrini sağlamaz.
Veri koruma ve KVKK
Taraflar arasında kişisel veri paylaşımı varsa, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında bir veri işleme/aktarım sözleşmesi (DPA) yapılmalıdır. Bu metin veri işleme amacını, teknik ve idari güvenlik tedbirlerini (m.12), alt işleyici kullanımını, ihlal bildirim prosedürünü ve sözleşme sonunda verinin imhasını düzenler. Yurt dışına veri aktarımı söz konusuysa KVKK m.9’daki güvenli ülke/taahhütname rejimi ayrıca değerlendirilmelidir.
Sözleşme nasıl ve hangi sürelerle sona erer?
Sözleşme üç yoldan sona erer: belirli süreli sözleşmede sürenin dolması, belirsiz süreli sözleşmede makul ihbar süresiyle olağan fesih ve karşı tarafın esaslı ihlali halinde haklı (derhal) fesih. Hangi halin uygulanacağı ve sonuçları metinde net olmazsa, fesih bizzat yeni bir uyuşmazlığın kaynağı olur.
Haklı fesihte kritik nokta, esaslı ihlal hallerinin sözleşmede sayılması ve çoğu halde ihlal eden tarafa düzeltme (cure) süresi tanınmasıdır; süre verilmeden yapılan fesih, haksız fesih sayılıp tazminat doğurabilir. Sürekli edimli sözleşmelerde haklı fesih TBK m.126 ve sözleşme tipine özgü hükümlerle birlikte değerlendirilir. Fesihten sonra ayakta kalması gereken yükümlülükler (gizlilik, ödenmemiş bedeller, geçiş süreci, rekabet etmeme) “feshe rağmen yürürlükte kalır” hükmüyle korunmalıdır.
Uyuşmazlık çıkarsa nereye başvurulur?
Uyuşmazlık çözümü hükmü, sözleşmenin en sona bırakılan ama bir ihtilafta ilk bakılan maddesidir. Burada üç şey kararlaştırılır: uygulanacak hukuk, çözüm yöntemi (mahkeme mi tahkim mi) ve yetkili yer. Yanlış veya boş bırakılan bir uyuşmazlık maddesi, davayı yıllarca uzatabilir.
Türkiye’deki ticari uyuşmazlıklarda iki önemli usul kuralı vardır. İlki, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olmasıdır; bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir. İkincisi, taraflar tahkim şartı koymuşsa uyuşmazlık devlet mahkemesinde değil hakem heyetinde görülür. Sınır ötesi sözleşmelerde milletlerarası tahkim (örneğin ICC veya İstanbul Tahkim Merkezi ISTAC) ve yabancı mahkeme/hakem kararlarının Türkiye’de tanıma-tenfizi (5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun) ayrı bir uzmanlık gerektirir. Yetki ve uygulanacak hukuk seçimi, yargılamanın hangi ülkede ve hangi dilde yürüyeceğini baştan belirler.
Uluslararası ve sınır ötesi sözleşmelerde ek dikkat noktaları
Tarafların farklı ülkelerde bulunduğu sözleşmelerde, yukarıdaki başlıklara üç katman daha eklenir: uygulanacak hukukun seçimi, vergi ve gümrük rejimi, ve yabancı kararların tenfizi. Mal satımında Türkiye’nin de taraf olduğu Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG), taraflar açıkça hariç tutmadıkça otomatik uygulanabilir; bu nedenle CISG’in uygulanıp uygulanmayacağı sözleşmede bilinçli olarak kararlaştırılmalıdır. Teslim koşulları Incoterms ile, ödeme güvencesi akreditif (LC) ile düzenlenmeli, döviz kuru riski uyarlama hükmüyle dağıtılmalıdır.
Serka Hukuk Bürosu olarak hem Türkiye genelinde hem de yabancı yatırımcı ve yabancı şirketlerin Türk şirketlerle yaptığı sözleşmelerde çalışıyoruz; İstanbul ofisimiz üzerinden yürütülen bu dosyalarda sözleşmeyi her iki tarafın hukuki rejimini de gözeterek tek metinde dengeliyoruz. İstanbul merkezli bir şirketle veya İstanbul’da yerleşik bir karşı tarafla sözleşme yapacaksanız yerel sicil, yetki ve tebligat süreçlerini de aynı dosyada ele alıyoruz.
Ticari sözleşmede en sık yapılan hatalar
Dosyalarımızda tekrar tekrar gördüğümüz, sonradan pahalıya mal olan hatalar şunlardır:
- İmza yetkisi doğrulanmadan, yetkisiz kişiyle sözleşme imzalamak
- Cezai şartı yazıp tazminatın ayrıca istenip istenemeyeceğini belirtmemek
- Uzun süreli sözleşmede fiyat uyarlama formülü koymamak
- “Tüm sorumluluktan muafiz” gibi ağır kusuru da kapsayan, bu yüzden geçersiz sayılan sınırlama yazmak
- Uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme/tahkim hükmünü boş bırakmak
- Değişikliklerin yazılı yapılacağı (no oral modification) hükmünü koymayıp sonradan sözlü mutabakat iddiasıyla karşılaşmak
- Sözleşme dilinin Türkçe olmaması halinde resmi tercüme ve geçerli metin (governing language) hükmünü atlamak
Sıkça Sorulan Sorular
Şirketler arası sözleşme yazılı yapılmak zorunda mı?
Kural olarak hayır; sözleşme sözlü de kurulabilir. Ancak ispat ve uygulamada yazılılık zorunlu sayılır. Taşınmaz satışı, kefalet veya hak devri gibi bazı sözleşmeler kanunen yazılı ya da resmi şekle tabidir ve şekle uyulmazsa geçersizdir. Tacirler arasındaki yüksek bedelli ilişkilerde her zaman yazılı ve imzalı metin önerilir.
B2B sözleşmelerde tüketici koruma hükümleri uygulanır mı?
Hayır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yalnızca tüketici işlemlerinde uygulanır. Şirketler arası sözleşmelerde taraflar basiretli tacir (TTK m.18/2) sayılır ve TBK ile TTK’nın genel hükümleri geçerlidir; bu nedenle tacirin “okumadım, bilmiyordum” savunması dinlenmez.
Cezai şart fahiş olursa indirilir mi?
İki tacir arasındaki ticari sözleşmede kural olarak indirilmez. TBK m.182/3 hâkime fahiş cezai şartı indirme yetkisi verir; ancak TTK m.22 uyarınca tacir, ticari işteki cezai şartın fahişliği gerekçesiyle indirilmesini isteyemez. İstisna, tacirin ekonomik mahvına yol açacak ölçüde aşırı durumlardır. Bu yüzden tacir için cezai şart, tüketicidekinden çok daha bağlayıcıdır.
Sözleşmede değişiklik nasıl yapılır?
Değişiklik (tadil) genellikle her iki tarafın yazılı mutabakatıyla yapılır. Sözleşmede “tüm değişiklikler yazılı olmalıdır” (no oral modification) hükmü varsa, sözlü ya da fiili değişiklik iddiaları kural olarak dinlenmez. Bu hüküm, sonradan “sözlü olarak anlaşmıştık” tartışmalarını baştan keser.
Karşı taraf iflas ederse sözleşme ne olur?
İflas halinde sözleşmenin akıbeti 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre belirlenir. İflas idaresi, iki tarafa da borç yükleyen sözleşmelerde ifayı seçebilir ya da reddedebilir. Bu riski yönetmek için sözleşmeye karşı tarafın iflası, konkordatosu veya aciz haline bağlı fesih ve teminat hükümleri eklenmelidir.
Ticari davada doğrudan dava açabilir miyim?
Çoğu ticari uyuşmazlıkta hayır. 6325 sayılı Kanun uyarınca ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır; bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir. Sözleşmede tahkim şartı varsa uyuşmazlık devlet mahkemesinde değil hakem heyetinde görülür.
Sözleşmede uygulanacak hukuku biz seçebilir miyiz?
Sınır ötesi (yabancılık unsuru taşıyan) sözleşmelerde evet; taraflar 5718 sayılı MÖHUK çerçevesinde uygulanacak hukuku ve yetkili yeri serbestçe kararlaştırabilir. Tamamen Türkiye içi bir ilişkide ise Türk hukuku uygulanır. Uygulanacak hukuk seçimi, davanın hangi ülkede ve hangi kurallarla görüleceğini baştan belirlediği için ihmal edilmemelidir.
Sözleşmenizi imzalamadan önce hukuki kontrol
Bir ticari sözleşmenin gücü, imzadan önce harcanan birkaç saatte gizlidir. Kuruluş, cezai şart, sorumluluk sınırlaması, fesih ve uyuşmazlık çözümü hükümlerinin doğru kurgulanması, ileride açılabilecek bir davanın seyrini baştan belirler. Serka Hukuk Bürosu olarak ticari sözleşmelerinizi hazırlama, müzakere ve risk denetimi (red-lining) sürecini her şey dahil ve baştan netleştirilmiş bir ücret çerçevesiyle yürütüyoruz; yurt içi ve yurt dışı şirket iş ve işlemleri için kurumsal hukuk danışmanlığı hizmetlerimizi inceleyebilir, sözleşmenizi imzalamadan önce avukatlarımızla iletişime geçebilirsiniz. Sözleşme metni hazırlarken nelere dikkat edileceğini ayrıntılı görmek için sözleşme hazırlarken dikkat edilecekler rehberimize de göz atabilirsiniz.
Son güncelleme: 14 Haziran 2026 | Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez ve belirli bir sonucu garanti etmez. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz. Yazar: Av. Serkan Kara, Serka Hukuk Bürosu.

