Ceza Davaları Danışmanlığı Nedir?
Ceza davaları danışmanlığı, hakkında suç isnadı bulunan kişiyi soruşturmanın ilk dakikasından temyiz aşamasına kadar savunan ve mağdur tarafın haklarını takip eden uzmanlık hizmetidir. Soruşturma, kovuşturma, istinaf ve temyiz evrelerinin tamamında müdafilik üstlenir, delili Ceza Muhakemesi Kanunu (5271 sayılı CMK) mekanizmalarıyla denetler ve savunma stratejisini kurar. Serka Hukuk Bürosu bu hizmeti Türkiye genelinde, sınır ötesi unsur taşıyan dosyalarda yabancı uyruklu müvekkiller için ve İstanbul ofisi üzerinden yürütür.
Ceza yargılaması, kanun maddelerinin mahkemeye sunulmasından ibaret değildir. Olay yerinde toplanan delilin hukuka uygunluğunu, kolluk tutanaklarındaki usul hatalarını ve ifade alma koşullarını CMK güvenceleriyle denetleme işidir. Dosyalarımızda en sık karşılaştığımız hata, ilk ifadenin müdafi yokken verilmesi ve sonradan geri alınamamasıdır. Bu nedenle ilk müdahale, davanın yönünü belirleyen aşamadır.
Bu sayfa; Türk Ceza Kanunu (5237 sayılı TCK) suç tiplerini, CMK soruşturma ve kovuşturma sürecini, gözaltı ve tutuklama tedbirlerini, beyaz yaka suçlarını, yabancı sanıkların idari gözetim ve sınır dışı katmanını, istinaf ve temyiz yollarını ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM başvurularını uygulamadaki haliyle anlatır. Son güncelleme: 14 Haziran 2026.
Ceza Davası Nasıl Açılır?
Ceza davası, vatandaş tarafından doğrudan açılmaz. Cumhuriyet savcılığı, ihbar, şikayet veya resen öğrendiği suç şüphesi üzerine soruşturma yürütür, delilleri toplar ve yeterli şüpheye ulaşırsa iddianame düzenler. İddianame mahkemece kabul edildiğinde kovuşturma, yani yargılama aşaması başlar. Yeterli şüphe yoksa savcılık Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) verir.
Suçların önemli bir kısmı takibi şikayete bağlı değildir; bu suçlarda savcılık, mağdurun şikayeti olmasa dahi kamu adına dava açar. Şikayete bağlı suçlarda ise mağdurun veya müştekinin başvurusu zorunludur. Hem şüpheli hem müşteki için, soruşturmanın başında bir ceza avukatından destek almak dosyanın seyrini doğrudan etkiler; ilk ifade ve delil toplama aşamasındaki tercihler sonradan telafi edilemez.
Ceza Davaları Hangi Mahkemelerde Görülür?
Ceza davaları, suçun cezasının ağırlığına göre farklı mahkemelerde görülür. Görevli mahkeme, kovuşturmanın kurallarını ve heyetin yapısını belirlediği için doğru mahkemenin tespiti savunma açısından kritiktir. Türk yargı sisteminde ceza yargılamasının başlıca dereceleri şunlardır:
- Asliye Ceza Mahkemesi: Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen, üst sınırı on yıla kadar hapis cezası gerektiren suçlara bakar. Tek hakimle yargılama yapar.
- Ağır Ceza Mahkemesi: Üst sınırı on yılı aşan hapis cezası gerektiren suçlar ile kanunda özel olarak sayılan ağır suçlara (yağma, nitelikli dolandırıcılık, kasten öldürme, uyuşturucu imal ve ticareti gibi) bakar. Bir başkan ve iki üye olmak üzere üç hakimden oluşur, duruşmada Cumhuriyet savcısı bulunur.
- Çocuk Mahkemesi ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi: Suça sürüklenen on sekiz yaşından küçük çocukların yargılandığı, fiilin ağırlığına göre ayrışan özel mahkemelerdir.
- Sulh Ceza Hakimliği: Soruşturma evresinde tutuklama, adli kontrol, arama ve elkoyma gibi koruma tedbiri kararlarını ve bunlara itirazları karara bağlar.
- Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri (İstinaf) ve Yargıtay (Temyiz): İlk derece kararlarına karşı kanun yolu denetimini yapar. Ayrıca icra ceza mahkemesi ve fikri sınai haklar ceza mahkemesi gibi ihtisas mahkemeleri de bulunur.
Ceza Davasında Savunma Nasıl Yapılır?
Ceza davasında savunma, sanığın suçlamaya karşı maddi ve hukuki iddialarını yazılı veya sözlü olarak ortaya koymasıdır. Savunma; olayın gerçek seyrinin anlatılması, lehe delillerin toplatılması, aleyhe delillerin hukuka aykırılığının ileri sürülmesi ve tanıkların çapraz sorgusu ile yürür. Müdafi, müvekkilini her aşamada temsil eder ve CMK m.149 uyarınca soruşturmanın başından itibaren hukuki yardım sağlar.
Uygulamada en sık görülen hata, suçsuz olduğunu düşünen kişinin avukatsız ifade vermesidir. Müdafi yokken alınan ve hakim önünde şüpheli tarafından doğrulanmayan ifadeye dayanılarak mahkumiyet kurulamaz. Yabancı uyruklu sanıkta yeminli tercüman katılımı zorunludur; çeviri hatasının tutanağa geçmesini önlemek için çift dilli avukatlarımız ifade alma işlemine bizzat nezaret eder. Aynı titizlik, müştekiye sağlanan vekillik hizmeti için de geçerlidir.
Ceza Davası Süreci Nasıl İlerler?
Ceza davası dört temel evreden geçer: soruşturma, kovuşturma, istinaf ve temyiz. Soruşturmada savcılık delilleri toplar ve yeterli şüphe oluşturmaya çalışır. Kovuşturmada iddianame mahkemece kabul edilir, duruşmalar yapılır ve hüküm kurulur. Mahkumiyet veya beraat kararına karşı kanun yolları açıktır.
İlk derece hükmüne karşı süresinde istinaf başvurusu yapılır; bölge adliye mahkemesi maddi olayı ve hukuku yeniden inceler. İstinaf sonucu temyiz yolu açık ise Yargıtay denetimi devreye girer. Her aşamanın kendine özgü süresi ve usulü vardır; süre kaçırıldığında hak kaybı kesin olur. Bu nedenle savunma, baştan itibaren kanun yollarını da gözeten bir bütün olarak kurgulanmalıdır.
Ceza Davalarında Zamanaşımı Nasıl İşler?
Ceza davalarında zamanaşımı, suçun türüne ve öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenen ve dolduğunda devletin cezalandırma yetkisini sona erdiren süredir. TCK, dava zamanaşımı (kovuşturma yapılabilecek süre) ve ceza zamanaşımı (hükmün infaz edilebileceği süre) ayrımını yapar. Süreler kural olarak suçun işlendiği tarihten itibaren işler; bazı suçlarda fiilin öğrenildiği veya tamamlandığı andan başlar.
Zamanaşımı süresinin doğru hesaplanması hak kaybını önler. Müştekiyi temsil ediyorsak zamanaşımı dolmadan şikayet ve delil sunumunu tamamlarız; sanığı savunuyorsak zamanaşımının dolduğu hallerde düşme kararı talep ederiz. Süreyi kesen ve durduran nedenlerin (iddianame düzenlenmesi, mahkumiyet kararı gibi) doğru değerlendirilmesi, sonucu değiştiren teknik bir incelemedir.
Ceza Muhakemesinde Basit Yargılama Usulü Nedir?
Basit yargılama usulü, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını veya üst sınırı iki yıl ya da daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda, duruşma yapılmadan dosya üzerinden karar verilmesini sağlayan usuldür. CMK m.251 ile düzenlenmiştir ve yalnızca asliye ceza mahkemelerine özgüdür; diğer mahkemelerde uygulanmaz.
Bu usulde mahkeme, beyan ve savunmaları yazılı olarak alır ve karar verir. Mahkumiyet halinde ceza dörtte bir oranında indirilir, ancak sanığın itirazı üzerine genel hükümlere göre duruşmalı yargılamaya geçilir. Hangi yolun müvekkilin lehine olduğunu dosya bazında değerlendiririz; basit yargılamanın hızı her zaman avantaj değildir, duruşmalı yargılama bazı dosyalarda beraat şansını yükseltir.
Soruşturma Aşamasında Şüphelinin Hakları Nelerdir?
Soruşturma aşaması, suç şüphesinin kolluk veya savcılık tarafından öğrenilmesiyle başlar ve KYOK veya iddianame ile sona erer. Bu aşamada şüphelinin susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı, lehine delil toplatma ve tutanakların hukuka uygunluğunu denetletme hakkı bulunur. Dosyalarımızda davanın yönünü belirleyen tercihlerin büyük kısmı bu ilk evrede, ilk ifadede ve olay yeri incelemesinde ortaya çıkar.
- Arama ve elkoyma hukuka aykırılıkları (CMK m.116-119, m.134): Konut ve işyerinde arama kural olarak hakim kararına bağlıdır. Uygulamada gecikmesinde sakınca bulunan hal gerekçesiyle savcı veya kolluk amiri yazılı emriyle dijital cihazlara el konabilmektedir. Oysa bilgisayar ve kütüklerde aramaya ilişkin CMK m.134 koşulları sağlanmamışsa elde edilen veri hukuka aykırı delil niteliğindedir. Müvekkil ofisine yapılan aramalarda olay mahalline intikal ederek dijital materyalin imajının (hash değeriyle) şüpheliye verilmesini sağlarız.
- Gözaltı süreleri (CMK m.91): Yakalamayı izleyen gözaltı süresi kural olarak yol hariç yirmi dört saattir. Toplu işlenen suçlarda bu süre günlük uzatmalarla dört güne kadar çıkarılabilir. Gözaltında yasaya aykırı sorgu yöntemlerine karşı, müdafinin müvekkille yalnız görüşme hakkı (CMK m.154) güvence altındadır.
- Müdafinin stratejik ifade katılımı (CMK m.149): Karakolda veya savcılıkta alınan ifade geri alınamaz. Müdafi yokken alınan ve hakim önünde doğrulanmayan ifade hükme esas alınamaz. Yabancı şüpheli için yeminli tercüman zorunludur; tutanağın doğru tutulmasına bizzat nezaret ederiz.
Tutuklama Kararına Nasıl İtiraz Edilir?
Tutuklama kararına itiraz, kararı veren sulh ceza hakimliğinin bir üst numaralı hakimliğine yapılır ve sürecin her aşamasında tahliye talep edilebilir. Tutuklama bir ceza değil, geçici bir koruma tedbiridir. Savcı, şüphelinin kaçacağı veya delilleri karartacağı kanaatindeyse tutuklama ya da adli kontrol talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk eder.
CMK m.100 (Tutuklama nedenleri): Hakim tutuklamaya ancak kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil ve bir tutuklama nedeni (kaçma veya delil karartma şüphesi) birlikte bulunduğunda karar verebilir. Yalnızca adli para cezasını gerektiren veya üst sınırı iki yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçlarda kural olarak tutuklama kararı verilemez. Somut gerekçe içermeyen, klişe tutuklama kararlarına karşı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m.5 ihlalleri çerçevesinde, gerektiğinde Anayasa Mahkemesi bireysel başvurusuna kadar giden itiraz dilekçeleri hazırlarız.
CMK m.109 (Adli kontrol): Hakim, orantılılık ilkesi gereği tutuklama yerine adli kontrol kararı verebilir. Yabancı yatırımcı ve ticaret erbabı için en zorlayıcı tedbir yurt dışına çıkış yasağıdır; ticari hareketliliği durdurur. Müvekkilin Türkiye’deki gayrimenkulünü ve yatırımını teminat göstererek, kefalet karşılığında bu yasağın kaldırılmasını veya esnetilmesini talep ederiz.
Beyaz Yaka Suçlarında Savunma Hakları Nelerdir?
Beyaz yaka suçlarında savunma, ticari bir uyuşmazlığın ceza hukuku zeminine çekilmesini engellemeye ve hileli kast unsurunun bulunmadığını ispatlamaya dayanır. Ekonomik daralma dönemlerinde alacaklılar, icra yoluyla tahsil edemeyeceklerini düşündükleri alacakları savcılık baskısıyla almak için şirket yöneticileri hakkında asılsız dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma suç duyuruları yapar. Bu dosyalarda ceza hukukunu ticaret hukuku ve muhasebe bilgisiyle birlikte kullanmak şarttır.
| Suç Tipi | Kanun ve Madde | Savunma ve İspat Stratejisi |
|---|---|---|
| Ticari (nitelikli) dolandırıcılık Tacir veya şirket yöneticisinin ticari faaliyeti sırasındaki eylemleri. | TCK m.158/1-h | Suçun oluşması için hileli davranışla kandırma kastı gerekir. Ödenemeyen senet veya geç teslim edilen mal tek başına dolandırıcılık değildir. Taraflar arasındaki yazışmalar, CMR belgeleri ve irsaliyeler sunularak olayın ticari risk niteliği taşıdığını içtihatla ortaya koyar, KYOK için çalışırız. |
| Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma Çalışanın veya müdürün, kendisine teslim edilen para ya da malı uhdesine geçirmesi. | TCK m.155/2 | Yönetim kurulu kararları, şirket içi avans yönetmelikleri ve dekontlar incelenir. Eylemin zimmet mi yoksa kurumsal alacak verecek ilişkisi mi olduğu, mali müşavir bilirkişi raporlarıyla aydınlatılır. |
| Bilişim sistemine girme ve veri yok etme Şirket hesaplarının ele geçirilmesi veya ayrılan çalışanın veritabanını kopyalaması. | TCK m.243, m.244 | Siber suçlarda delil uçucudur. Log kayıtları, IP tahsisi ve HTS baz istasyonu verileri üzerinden cihazın dijital izi tespit edilerek teknik uzman itirazları sunulur. |
| MASAK şüpheli işlem ve banka blokesi Yabancı para transferi veya kripto işlemlerinin aklama şüphesiyle dondurulması. | 5549 sayılı Kanun m.19/A | İthalat ihracat proformaları ve holding sözleşmeleri Türkçe tercümeli ve apostilli sunularak işlemin ticari kaynağı belgelenir; orantılılık ilkesi üzerinden askı süresi dolmadan paranın iadesi zorlanır. |
Yabancı Uyruklu Sanıkların Ceza ve İnfaz Sürecindeki Hakları Nelerdir?
Yabancı uyruklu sanık, ceza yargılamasında Türk vatandaşıyla aynı usul güvencelerine sahiptir; ayrıca tahliye edilse dahi idari gözetim ve sınır dışı katmanıyla karşılaşabilir. Kamu düzenine tehdit oluşturduğu değerlendirilen bir yabancı, mahkemece salıverilse bile Göç İdaresi tarafından geri gönderme merkezine alınabilir. Bu nedenle ceza savunması ile idare hukuku savunması eş zamanlı yürütülmelidir.
İdari Gözetime İtiraz
İdari gözetim kararına itiraz, sulh ceza hakimliğine yapılır ve sürenin uzatılmasına karşı her zaman yeniden başvurulabilir. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (6458 sayılı YUKK), idari gözetimin azami sürelerini ve koşullarını belirler; tedbir, kaçma riski bulunmayan, Türkiye’de sabit ikametgahı ve işi olan yatırımcı için orantısız bir hürriyet kısıtlaması olabilir. Bu hallerde derhal salıverilme ve idari gözetim yerine alternatif yükümlülüklere (belirli aralıkla imza gibi) tabi tutulma talep ederiz.
İdare Mahkemesinde Sınır Dışı (Deport) İptal Davası
Sınır dışı etme kararına karşı iptal davası, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde açılmalıdır. Sınır dışı kararı YUKK m.54 uyarınca verilir; m.53/3 gereği tebliğden itibaren yalnızca yedi günlük süre içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Bu süre hak düşürücüdür.
- Süresinde açılan dava, sınır dışı işleminin yargılama sonuçlanıncaya kadar uygulanmasını durdurur; idare, dava devam ederken kişiyi sınır dışı edemez.
- Bu güvencenin istisnası, kamu güvenliğini ağır biçimde tehdit eden sınırlı hallerdir; bu durumda dahi AİHM tedbir mekanizması gündeme gelebilir.
- Yedi günlük süre kaçırılırsa dava hakkı düşer, kişi sınır dışı edilir ve genellikle ülkeye giriş yasağı uygulanır.
İnterpol Kırmızı Bülteni ve İade (Extradition) İlişkisi
İnterpol kırmızı bülteni veya difüzyon kaydıyla yakalanan yabancının iadesine, yakalandığı yerin ağır ceza mahkemesi karar verir. Türkiye her kırmızı bülteni onaylamak veya kişiyi teslim etmek zorunda değildir. Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu (6706 sayılı Kanun) devreye girer ve mahkeme iade koşullarını denetler. İadeye karşı sunduğumuz başlıca argümanlar şunlardır:
- Siyasi ve askeri suç yasağı: Talep edilen suç gerçekte siyasi muhalefet, devlete karşı işlenen suç veya düşünce açıklaması niteliğindeyse iade yapılamaz.
- AİHS m.3 (geri göndermeme ilkesi): Kişi iade edileceği ülkede işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele görecekse ya da ırkı, dini veya milliyeti nedeniyle zulme uğrayacaksa mahkeme iadeyi reddeder.
- İade reddedildiğinde, bülten ulusal düzeyde etkisiz hale getirilir ve kişi Türkiye sınırları içinde serbestçe yaşar.
Şirket Yöneticileri Hangi Durumlarda Cezai Sorumluluk Altındadır?
Şirket yöneticisi, kurumsal perdenin kendisini ceza hukukundan koruyacağı yanılgısına düşmemelidir; belirli fiillerde doğrudan kişisel hürriyetiyle sorumludur. Anonim ve limited şirket yönetim organlarında görev alan yerli ve yabancı yöneticiler, vergi kaçakçılığı, gerçeğe aykırı belge düzenleme ve hileli iflas gibi suçlarda şahsen yargılanır. Türk Ticaret Kanunu ile TCK ve özel ceza kanunları birlikte uygulanır.
Vergi Usul Kanunu (VUK m.359) Kapsamında Kaçakçılık Suçları
Sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma, yöneticilerin hapis cezasıyla yargılandığı önde gelen suç tiplerindendir ve VUK m.359 ile düzenlenir. Savunmada belirleyici olan, belgenin sahteliğinin bilinmediğinin ve mal ya da hizmetin gerçekten teslim alındığının sevk irsaliyesi, banka kayıtları ve muhasebe mizanı üzerinden ortaya konularak suç kastının bulunmadığının ispatıdır.
Hileli ve Taksirli İflas (TCK m.161-162)
Hileli iflas, ekonomik darboğazdaki yöneticinin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla bilançoda manipülasyon yapmasıdır ve TCK m.161 uyarınca ağır ceza mahkemesinde yargılanır; taksirli iflas ise TCK m.162 kapsamındadır. Konkordato sürecinin ceza davasına dönüşmesini önlemek ve masumiyet karinesini savunmak için mali müşavir raporlarıyla eşgüdümlü çalışan bir ceza avukatı gerekir.
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru ve AİHM Yolu Nasıl İşler?
İç hukuk yolları tükendiğinde, adil yargılanma hakkı ihlalleri Anayasa Mahkemesi bireysel başvurusu ve ardından AİHM yoluyla taşınabilir. İstinaf ve temyizden geçerek kesinleşen mahkumiyetlerde veya tutukluluk gibi tedbirlerde, hukuki mücadele bu mekanizmalarla uluslararası boyut kazanır.
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvurusu
Tanığın huzurda dinlenmemesi, lehe bilirkişi incelemesinin reddi veya müdafi yokken alınan ifadenin hükme esas alınması, Anayasa m.36 ve AİHS m.6 kapsamındaki adil yargılanma hakkının ihlalidir. Kararın kesinleşmesinden itibaren süresinde Anayasa Mahkemesine başvurarak infazın durdurulmasını ve yerel mahkemede yeniden yargılamayı talep ederiz.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)
Anayasa Mahkemesi yolunun tatmin edici sonuç vermediği durumlarda, özellikle mülkiyet hakkının ihlali (AİHS Ek 1 No.lu Protokol) veya makul süreyi aşan tutukluluk hallerinde AİHM’e başvurulur. Bu başvuru, tazminatın ötesinde, ihlalin giderilmesi ve yeniden yargılama için stratejik bir hukuk yoludur.
Uyuşturucu Suçlarında Savunma Nasıl Kurulur?
Uyuşturucu suçlarında savunma, suçun kullanım amaçlı bulundurma ile ticaret arasındaki ayrımına ve delillerin elde ediliş usulüne dayanır. TCK m.188 (imal ve ticaret) ile m.191 (kullanmak için bulundurma) arasındaki nitelendirme, cezanın ağırlığını ve tutuklama riskini doğrudan belirler. Madde miktarı, ele geçirme şekli, arama kararının hukuka uygunluğu ve etkin pişmanlık hükümleri bu dosyalarda sonucu değiştiren unsurlardır. Bu alandaki ayrıntılı savunma çerçevesini uyuşturucu suçları imal, ithal ve ihraç sayfamızda ele alıyoruz.
Sıkça Sorulan Sorular
Yabancı bir şirket yöneticisi Türkiye’de gözaltına alınırsa ilk hangi adımları atmalı?
Yabancı yönetici gözaltına alındığında veya havalimanında çevrildiğinde derhal bir ceza avukatına yetki vermelidir. İlk adım, ifadenin yeminli tercüman ve müdafi eşliğinde alınması ve çeviri hatasından doğan asılsız kabullerin tutanağa geçmesinin önlenmesidir. Suç CMK m.100 koşullarını taşımıyorsa tutukluluk reddedilir. Serbest bırakılsa bile idari gözetim riski varsa, sınır dışı kararına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır.
MASAK banka hesabıma bloke koydu; nasıl kaldırabilirim?
MASAK ve savcılık, şüpheli işlem bildiriminde işlemi belirli bir süre askıya alabilir (5549 sayılı Kanun m.19/A). Blokeyi kaldırmak için işlemin ticari kaynağını belgelemek gerekir: menşe sözleşmeleri, proforma ve kesin faturalar, gümrük beyannameleri ve banka kayıtları derlenerek savcılığa mülkiyet hakkı ve orantılılık temelinde dilekçe sunulur. Kast bulunmadığı ortaya konursa kısıtlamanın kaldırılması müzekkeresi bankaya iletilir.
İdari tahdit kodu (G, Ç, V kodları) dilekçeyle silinir mi?
İdari tahdit kodları yalnızca idareye dilekçe vererek silinmez; idari işlemin iptali için idare mahkemesinde dava açmak gerekir. Mahkeme, idareden kodun dayanağı somut delili sunmasını ister. İdare çoğu kez basit şüphe veya duyum dışında somut delil sunamaz; delil eksikliğinde işlem iptal edilir ve giriş yasağı kalkar. Süreç, kodun türüne ve dayanağına göre dosya bazında değerlendirilir.
HAGB kararı vatandaşlık veya ikamet başvurumu engeller mi?
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) hukuken mahkumiyet sayılmaz (CMK m.231). Beş yıllık denetim süresinde kasten yeni suç işlenmezse hüküm hiç açıklanmamış sayılır ve adli sicilde genel sorgulamada görünmez. Kural olarak ikamet izni yenilemeye veya vatandaşlık başvurusuna engel oluşturmaz. Ancak güvenlik tahkikatında özel kayıt gerekçe gösterilerek başvuru reddedilirse, bu ret işlemine karşı idare mahkemesinde iptal davası açılır.
Ticari borç ödenmediğinde dolandırıcılık davası açılabilir mi?
Salt sözleşmeden veya borçtan doğan ticari uyuşmazlık tek başına dolandırıcılık suçu oluşturmaz; bu, kural olarak hukuk ve icra yargısının konusudur. Olayın nitelikli dolandırıcılığa (TCK m.158) dönüşmesi için, borçlunun en baştan hileli davranışla, paravan veya sahte belge kullanarak karşı tarafı kandırdığının ispatı gerekir. Bu hileli kast ortaya konabiliyorsa ceza şikayeti ile ticari uyuşmazlık birlikte yürütülür.
Kırmızı bülten çıkarıldı ama henüz yakalanmadım; ne yapabilirim?
Yakalanmayı beklemeden, Fransa’nın Lyon kentindeki İnterpol Dosya Kontrol Komisyonuna (CCF) iptal başvurusu yapılabilir. Başvurunun temeli, bültenin İnterpol Anayasasının siyasi, askeri, dini veya ırki nitelikteki eylemlere müdahaleyi yasaklayan 3. maddesine aykırı olduğunu kanıtlamaktır. CCF, dosyayı incelemeye aldığında bülteni geçici olarak askıya alabilir ve haklı bulduğunda sistemden tamamen siler.
Adıma yakalama kararı varken Türkiye’ye giriş yaparsam tutuklanır mıyım?
İfadesi alınmadığı için sanık hakkında çıkarılan yakalama kararı (CMK m.199) tutuklama anlamına gelmez; ifade vermek üzere kolluk zoruyla hakim önüne çıkarılmayı ifade eder. Ancak adli tatil veya hafta sonu girişinde nezarette bekletme riski doğar. Bu durumu önlemek için, müvekkil ülkeye gelmeden mahkemeye başvurarak yakalamanın kaldırılmasını veya nöbetçi hakimden SEGBİS ile planlı ifade randevusu alınmasını koordine ederiz.
İstinaf ve temyiz başvurusunu ne kadar sürede yapmam gerekir?
İstinaf ve temyiz başvuruları, hükmün tefhim veya tebliğinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde yapılmalıdır; süre kaçırıldığında karar kesinleşir ve kanun yolu kapanır. Hangi kararların temyiz edilebileceği ve hangi sınırların geçerli olduğu suçun türüne ve verilen cezaya göre değişir. Bu nedenle kanun yolu stratejisi, hüküm açıklanır açıklanmaz değerlendirilmeli ve süre takibi titizlikle yapılmalıdır.
Ceza Savunmasında Serka Hukuk Bürosu
Ceza yargılamasında süreler saatler ve günlerle sınırlıdır; özellikle gözaltı, sınır dışı kararı ve yurt dışı çıkış yasağında ilk müdahalenin zamanlaması sonucu belirler. Serka Hukuk Bürosu, Türkiye genelinde ve sınır ötesi unsur taşıyan dosyalarda, soruşturmadan AİHM aşamasına kadar uzanan ceza savunmasını yürütür. Çift dilli ifade katılımı, uluslararası iade ve İnterpol deneyimi ile Anayasa hukuku derinliğini bir arada kullanırız. Dosyanızı değerlendirip yol haritasını ve her şey dahil yazılı bir vekalet ücretini sunmak için İstanbul ceza avukatı ekibimizle iletişime geçin. Dosyanın hukuki çerçevesi ve avukat profili hakkında Av. Serkan Kara sayfasından bilgi alabilirsiniz.
Yasal uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş veya avukatlık hizmeti değildir ve okunması avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Ceza hukuku süreçleri dosyanın somut koşullarına göre değişir; hiçbir sonuç garanti edilemez. Kişisel verileriniz KVKK ve ilgili mevzuata uygun olarak işlenir. Belirli bir durum için mutlaka bir avukata danışınız. Son güncelleme: 14 Haziran 2026.







